Halk iddia sahibi insanlardan marifet görmek istiyor.
Siyasetçiler söz konusu olunca beklenti daha yükseliyor.
Bu alanda başarılı olmanın şartı belli:
Fark yaratmak.
CHP’nin yeni liderle yeni bir kadronun eline geçmesi, ancak fark yaratılırsa önem taşır. İnsanlar hayatlarına olumlu bir değişiklik getireceğini ümit etmedikleri bir adamın, bir akımın peşinden gitmezler.
Dün Kılıçdaroğlu’nun Meclis grubundaki konuşmasını dinlerken yeni kadronun CHP’yi iktidar alternatifi haline getirecek beceriyi vaat edip etmediğini düşündüm.
Yeni yüzlerin ve yeni fikirlerin çeşitliliği zaten cazibe taşıyor. Mesele bu zenginlik topluma yansıtılabilecek mi?
Kılıçdaroğlu dün bazı çevrelerin kendisini “hiç önerisi yok” diye eleştirdiklerini hatırlatarak “Her konuda düşüncemiz var. Ya biz tam anlatamıyoruz ya da anlamazlıktan geliyorlar” diye yakındı.
AKP iktidarı etkisini her gün artıran dev bir propaganda makinesine sahiptir. Bu makine iktidarın başarılarını büyüteçle yansıtırken muhalif aynaları ayıp, günah, suç demeden kırmaktadır.
Kılıçdaroğlu bu engeli ancak fark yaratarak aşabilir. Birinci koşul halka vereceği mesajları “daldan dala kahve sohbeti” sığlığından ve karmaşıklığından kurtarmaktır.
Örneğin basın toplantısı “aile sigortası” ile ilgili ise konuşma onunla sınırlı kalmalıdır. Aksi halde medyanın seçiminden şikâyet edemezsiniz.
Dünkü grup konuşması da bu bakımdan iyi değerlendirilmemiş bir fırsattı.
Önümüzdeki seçimde CHP’nin en çekici vaadi “aile sigortası” olacaktır.
Kılıçdaroğlu, yoksul ailelere asgari ücret düzeyinde aylık bağlanacağını ilk açıkladığında büyük heyecan uyandırdı. Ne de olsa yirmi milyona yakın yoksulu olan bir ülke burası.
Bu insanlar seçimlerde oylarını birkaç paket gıda ve bir çuval kömür yardımının borcunu ödemek için kullanıyorlar.
CHP’nin aile sigortası projesi insanlık onurunu kurtaracak bir çözümdür.
Başbakan hatırlayacağınız gibi “Bunlar hesap bilmezler; kaynağı nereden bulacaksın?” diye alaycı bir eleştiri ile göğüsledi Kılıçdaroğlu’nun hamlesini.
CHP lideri dün “Benim adım Kemal” diye başlayıp eski sözlerini tekrarlamakla yetindi. Yani Başbakan’ın gündemine tutsak oldu.
Oysa “Hesap adamı Kemal” olarak aile sigortasına kaynak oluşturacak fonları hangi gelirleri kullanarak, hangi israfları, kaçakları ve yolsuzlukları önleyerek yaratacağını kalem kalem açıklayabilirdi.
Bunu ilk fırsatta yine yapmalıdır.
Din ve yoksulluk istismarı ile yapılan yardımın bir sosyal devlet sorumluluğu olarak yerine getirilebileceği halka anlatılmalı ve inandırılmalıdır.
Siyasette halkla ilişkiler kilit önemde bir uzmanlık.
CHP’nin bu uzmanlığa ihtiyacı var.
Gerekirse bu hizmet satın alınmalı!
Kötü yöneticiler
Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin yıldönümü kutlamaları eksik kaldı.
78 yıldır yapılan Harbiyelilerin koşusu ve seğmenlerin saygı yürüyüşü, trafik aksıyor, halk sıkıntı çekiyor gerekçesiyle yapılamadı.
Genelkurmay “güzergâh tahsis edilmedi” gerekçesine kolay boyun eğmiş gibi görünüyor.
Valiliği ikna edecek çabaların işe yaramadığını düşünelim; o zaman da koşu herhangi bir tahdit bulunmayan Anıtkabir ve çevresinde icra edilebilirdi.
Gerek asker gerek sivil yöneticiler kötü bir sınav vermişlerdir.
Manzaradan çıkan Atatürk’e saygıda kusur görüntüsü sebebiyle halkı mutsuz etmişlerdir.
AKP iktidarının siciliyle hiç uyumsuz değil bu son ayıp! Ama asker?..
Farkını göster!
Haberin Devamı

