Siyasetçi eleştirilmekten hoşlanmıyor. İktidarda veya muhalefette olması hiç farketmez.
Başbakan Erdoğan dün “Sorgulayan vatandaştan kimse rahatsız olmasın” diyordu.
Ama hoşuna gitmeyen şeyler yazan ve söyleyen insanlar karşısında acımasız bir “intikam meleği“ haline geldiğini eminim kendisi de görüyordur.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu da geçen gün zor soruları hep kendisine sorduklarından yakınarak gazetecileri Başbakan’dan sakındıkları için eleştiriyordu.
Medyadan gelen eleştiri aslında toplumun gündeminde önemseniyor olmanın delilidir. Muhalefete yönelik eleştiri de onu iktidar alternatifi kalitelerine yükseltme isteğinin göstergesidir.
Kılıçdaroğlu’nun gelişinden bu yana CHP epey zaman kaybetti ama galiba nihayet hareketlenmeye başladı.
Yeni tüzüğü hayata geçirmek konusunda Başsavcı’dan aldığı uyarı partiye demokratik bir işlev ve çekicilik kazandırmak yolunda önemli fırsattır. Mutlaka değerlendirilmeli.
Ama ben asıl Silivri’de yapılan yerel yönetimler konulu toplantıdan yansıyan yeni örgütlenme anlayışını önemsiyorum.
Güçlenmek ama nasıl?
Kılıçdaroğlu “Artık kafalardaki kalıbı kıracağız“ demiş. Dilerim gerçekleşir.
Çünkü uzun yıllar CHP halka gitmedi halkın ona gelmesini bekledi.
Nasıl olsa Cumhuriyet değerlerine sadakat besleyen yığınların sığınacağı başka kapı yoktur ve oylarını CHP’ye vermeye bu insanların elleri mahkûmdur.
Bu zihniyet iktidar enerjisi üretemez sadece oligarşik bir azınlığa milletvekili olma garantisi getirir.
Siyasi iktidarı da hiçbir rekabet baskısı ile karşılaşmadığı için yoldan çıkarır.
Anayasal güvencelerin bile rejimi korumakta yetersiz kalacağına yönelik korkular sebepsiz uyanmadı. İktidarın ihtirası kadar muhalefetin yetersizliği de önemli sebepti!
CHP lideri dün Başbakan’ın “iktidarda kalmak için yasadışı her şeyi yapma anlayışı”na sahip olduğunu iddia etti.
Bu teşhis Kılıçdaroğlu’na CHP’yi “çıtkırıldım muhalefet“ çizgisinden zorlu ve dişli muhalefet kimliğine taşıması sorumluluğunu yüklüyor.
Böyle bir kimliği yaratmanın yolu iktidara sürekli diş göstermek ve zorluk çıkarmak değildir. Halkla bütünleşmek için yaratıcılık göstermektir.
Halkın milletvekilleri
Kılıçdaroğlu CHP’nin İstanbul’da sokak sokak örgütleneceğini, seçime çok daha güçlü gideceklerini, İstanbul’daki modelin öteki kentlere örnek olacağını söyledi.
Yeni lideri CHP’nin şansıdır.
Pencereleri bile kapalı parti modelinden kapıları yeni katılımlara ardına kadar açık bir partiye geçmek ve eski küskünleri kucaklayan bir hareketi başlatmak, büyük bir heyecanı tetikleyebilir.
CHP elbette iktidarın yanlışını, eksiğini sergilemeye devam etmeli ama bundan sonra üstünlük kurmanın yolunu farklılıklarını arttırmakta aramalıdır.
Halkın gözünde AKP’den kurtulmanın değil, daha özgür, daha temiz, daha güvenli bir Türkiye için alternatif olmalıdır.
Mesela her Salı tekrarlanan Meclis Grup toplantılarını lider monoloğu olmaktan kurtarmak demokrasiye hizmettir.
Bu faşizm bakiyesi alışkanlık bize sonradan musallat oldu. O kürsüyü milletvekillerine açmak CHP’yi farklılaştıracaktır.
Devrim değerindeki farkı ise, yaklaşan yeni seçimin milletvekili adaylarını öbür partilerde liderler belirlerken CHP’de liderin değil, her ilde ayrı ayrı parti tabanının seçmesi yaratacaktır.
Propaganda imkânları açısından ezici bir üstünlük kuran iktidara karşı zaten CHP’nin daha etkili bir kozu yok!
Fark yaratmaya CHP mecbur...
Haberin Devamı

