Uluslararası medya Türkiye’nin sorunlarına alışılmadık boyutlarda ilgi gösteriyor.
Gerçekten de kaynayan Orta Doğu kazanına Türkiye’nin barış yapma misyonu dışında bir rolle katılmasından daha talihsiz bir durum olamaz.
Türkiye şu an kaygan bir zeminde. Başbakan Erdoğan, AKP iktidarının on yılda sağladığı ekonomik ve siyasal kalkınmanın kredisini hesapsız kullanmıştır.
Dışarıda barış Suriye’yle ilişkiler nedeniyle tehlikede.
İçeride barış açlık grevleri yüzünden bıçak sırtında.
Economist dergisi, açlık grevleri karşısındaki umursamaz ve alaycı tavrından ötürü Başbakan Erdoğan’ı eleştiriyor.
Açlık grevlerinin ölümler başlamadan durdurulması gerekiyor. Herkes anladı ki idamı geri getirme tehdidi işe yaramayacak.
Türkiye’nin sabırlı ve uzlaşmacı siyasetlere ihtiyacı her gün biraz daha açığa çıkıyor. Ve şükür ki Başbakan artık kendi partisi içinden bile eleştirilebiliyor.
Cumhurbaşkanı Gül’ün farklı görüşler taşıdığını belli etmesi umut olmuştur.
Dün de Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın sözlerinde demokrasimiz bir çiçek daha açtı. Başbakan İsrail’le diplomatik bir temas zemini bulunmadığını söylerken Arınç, Türkiye’nin özlenen eski kimliğine çağrı yaptı.
İlişkiler donmuş olmasına rağmen saldırıların durdurulması için İsrail’le yine de konuşmak gerektiğini savundu.
Kâr zarar hesabını Başbakan merkezinde yapanlar farklı seslerin iktidara ve önderlerine zarar vereceğini söylüyorlar.
Korkmasınlar. Asıl farklı fikirleri bastırmak ülkeye ve herkese zarar verir.
Demokratik siyasetin denetiminden doğacak güven duygusuna iktidar da dâhil hepimizin ihtiyacı var!
Deniz Feneri e.V
Almanya tarihinin en büyük merhamet dolandırıcılığından sanık iktidar yakınlarını kurtarmaya dönük hesap, yargıya gözdağı vermek isteyenlerin ayağına dolanmıştır.
Bildiğiniz gibi üstü örtülmeye çalışılan olayı çözmeye yaklaşan üç savcı hakkında sahtecilikten dava açılmıştı.
Yargıtay’da görülen o dava dün sonuçlandı ve beraat kararı çıktı.
Herkes “savunma” diyor ama savcılardan birinin (Abdulvahap Yaren) ifadesi Deniz Feneri davası için ek iddianame olmayı hak ediyor. İşte özeti:
“Devlet bize ‘Almanya’ya gidin, delilleri inceleyin’ dedi. Belgeleri bulduk. Türkiye’nin her yerinden yardım yapıldığı iddia edilen insanları dinledik. 600 kişinin biri ‘Deniz Feneri bana yardım yaptı’ demedi.
Yüzde 80’i ‘Bu imzalar sahte; bana yardım yapılmadı’ dedi. Geri kalanlar ‘İmza benim ama bu miktar yardım yapılmadı’ dedi. Adama 20 avro verilmiş ama 400 avro verilmiş gibi belge düzenlenmiş.
Soruşturma belli bir aşamaya geldiği zaman bizi görevden aldılar. Delillerin tamamına ulaşılması engellendi!”
Bu beraat kararları ile Türk adaleti büyük bir ayıbının sadece yarısını temizlemiştir. Unutulmasın.
Dava unutturulmasın!
Fark yaratmak
Haberin Devamı

