Başbakan dün yine bir Köroğlu narası attı ve bu defa bankaları hedef aldı.
Başbakan’ın gözdağı vermesi bankaların yükselen faizle topladığı paraları müşterilerine ucuza satmasını acaba sağlar mı?
İktidar önünü göremedi. Mortgage virüslü krizi TOKİ antibiyotiği ile yendiğimize inanan cahillik bize çok zaman kaybettirdi.
“Hamdolsun” kaderciliği ve “Yangın mı var ki su sıkalım?” körlüğü, sonunda Başbakan’ı iktisadi konulara sopa ile müdahale noktasına getirdi.
Dün Başbakan “Bankalar kredi faizlerini yükselterek, kredileri geri çağırarak fırsatçılık yapıyor” dedi ve buna tedbir alacaklarını söyledi.
Kötü giden her işin altında komplo arama hastalığıdır bu. Başbakan banka kredilerindeki daralmayı komplo gibi görüyor. O yüzden tehdit yöntemine başvuruyor.
Halbuki bankalar vadesi dolmamış kredileri geri çağırıyor değildir.
Üç aylık dönem sonunda vadesi dolmuş krediyi ya kapatmak veya yükselen faiz haddi ile yenilemek yoluna gidiyor.
Çünkü banka yüzde 21’e yükselen faizlerle mevduat toplamaya başlamıştır. Hükümetin sopa tehdidi, bankaları piyasa faizinin altında kredi vermeye razı edemez.
Başbakan dün “Dünyadaki krizi fırsata dönüştürebiliriz” diyordu. Böyle bir şansımız vardı ama geciktik.
Ekonomik Koordinasyon Kurulu on günde üç kez toplandı. Ama ne o öneriler, ne iş dünyasının istekleri hayata geçirildi.
Mesela IMF ile anlaşmanın uyandıracağı güven duygusunu iktidar hafife almamalı, mevduattaki güvenceyi yüzde 100’e çoktan getirmeliydi.
Ama seçim yatırımlarına engel olur korkusu ile IMF’ye gidilmediği gibi ekonomiye dair çözümler için de bilgi destekli tedbirler üretilemedi, onun yerine popülizm pejmürdeliği ile malul tehditler piyasaya sürüldü.
Kredi sistemi çalışmıyor, hastalık var.
Faiz sopadan korkmaz. Piyasa tehdit değil zamanında alınmış tedbirler bekliyor.
İktidar kaçan trenlerin arkasından sopa sallayacak yerde olayların önünü kesecek bilgiyi, basireti ve cesareti üretmelidir.
Türban koalisyonu
Türban yasağını kaldıran anayasa değişikliği hamlesi AKP ile MHP’nin oluşturdukları bir koalisyondu.
Bu koalisyon, cumhuriyetin dayandığı laiklik ilkesinin içini boşaltacaktı.
Anayasa Mahkemesi bu gerçeği gördü, değişikliği iptal etti ve hukukun üstünlüğüne dayalı demokrasi adına manifesto değerinde bir gerekçe açıkladı.
Peki ders mi alındı? Hayır...
Dün Başbakan Erdoğan 550 üyeli meclisin 411 üyesi tarafından kabul edilmiş türban serbestisinin 11 üyeli bir mahkeme tarafından iptalinin demokrasiye ve milli irade kavramına uygun düşmediğini söyledi.
Ardından “Biz bu karara uymak zorundayız ama bu gerekçeli karar üzerinde çok konuşulur” dedi.
Bunun anlamı açıktır:
“Türbanı daha uzun yıllar sömürmekten vazgeçmeyeceğiz” demek istedi.
Türban koalisyonunun ikinci ayağı olarak MHP geri kalmadı. Hatta daha ileri gitti. Bahçeli dün Anayasa Mahkemesi’nin görev ve yetkilerini kısıtlayacak bir hareket için 70 milletvekili ile hazır olduklarını açıkladı.
MHP seçim arifesinde AKP’ye yine tuzak mı kuruyor?
Terör azmış, ekonomi krize girmiş, insanlar can derdinde, iş derdinde bazı siyasetçiler hâlâ cumhuriyetin sigortaları ile oynayıp duruyorlar.
Ne kadar elem verici?
Faiz korkar mı?
Haberin Devamı

