Siyasetçinin görevi, şartları kendine taraftar kazandırmak amacında değerlendirmektir.
Tepki göstermek, eleştirmek, bağırıp çağırmak, hep bu amacın araçlarıdır.
Ama bazı siyasetçiler, mesela Deniz Baykal zaman zaman araçla amacı birbirine karıştırıyor. Kendi safında yer alan kurum ve kişileri yanlış anlayarak veya kompleksine kurban ederek harcıyor.
Bu ruh halini yaratan sebep Türk siyasetinin müzmin hastalığıdır. Baykal artık CHP’nin başından gitmesi gerektiğini kendi akıl ve vicdanında biliyor. İngiltere Başbakanı Blair’den farkı şu:
Blair parti liderliğinden çekileceğini ilân etti.
Niye? “Çünkü gitmezsem kovarlar” dedi. Baykal’ın böyle bir derdi yok. Parti yeniden barajın altına inse de kimse kovamaz onu.
Partinin başında oluşunu başarısı sayıyor. Bu yüzden partinin başarısızlığına kendi dışında suçlular arıyor. Mahkûm ettiği iki güç medya ve iş dünyasıdır.
Saptıran kinaye...
Önceki gün TÜSİAD yöneticilerini kabulünde büyük bir hata ve haksızlık yaptı.
TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ “Demokrasinin gereği olarak eğer istiyorsa, Meclis seçecekse Başbakan da Köşk’e çıkacaktır” deyince Baykal araya girerek şu eklemeyi yaptı:
“TÜSİAD’ın da buna bir itirazı yoktur!”
Bunun üzerine Yalçındağ TÜSİAD’ın bu konudaki görüşlerini daha önce açıkladığını hatırlatmak zorunda kaldı.
Oysa CHP’nin menfaati, TÜSİAD’ın o görüşlerini unutmayı değil tam tersine konuşmayı o zeminde yürüten bir hüner göstermeyi gerektirirdi.
Çünkü Başkan Yalçındağ daha geçen hafta cumhurbaşkanlığının bir “uzlaşma ve uzlaştırma makamı” olduğunu belirtip “toplumsal uzlaşmanın gereklerini gözeterek bu seçime yaklaşmak” lâzım geldiğini vurgulamıştı.
“Kutuplaşma yaratırsan kendini de ülkeyi de bitirirsin” diye iktidarı yeteri açıklıkla uyarmıştı.
Meclis kimi seçmeli?
Aklı başında herkes bu sözleri şöyle tercüme etmiştir: “Oy hesabı ile Başbakan isterse Köşk’e çıkabilir. Ama bunu yapmasın. Demokrasinin siyasetçilerden beklediği başka sorumluluklar da vardır.”
TÜSİAD’ın Tayyip Erdoğan’a yeşil ışık yaktığı izlenimi uyandıran kinayesi ile Deniz Baykal kime hizmet etmiş oldu?
Kıdemli bir siyaset kurdu olan Meclis Başkanı Arınç, aslında aynı şeyleri savunan CHP ve TÜSİAD çatışmasında çarpılan bir sözü dün çerçeveleyip satışa sunmuştur.
Arınç dün şöyle dedi:
“TÜSİAD’ın ‘Meclis kimi seçerse o cumhurbaşkanı olur’ şeklindeki görüşü malûmu ilândır. TÜSİAD’ın bu yöndeki görüşünün iletilmesini faydalı görüyorum.”
TÜSİAD Başkanı Yalçındağ, genç yaşına rağmen nalıncı keserini siyasetçilerin ellerinden almanın imkânsızlığını öğrenmiştir.
Ama halkın kandırılmasını önlemek için her zaman yapılacak bir şey vardır. O da şu açıklama ile onu yaptı:
“Cumhurbaşkanı’nın tüm kesimler tarafından benimsenen bir isim olması gerektiğini daha önce söylemiştim...”
Ezilen sözler
Siyasetçinin görevi, şartları kendine taraftar kazandırmak amacında değerlendirmektir. Tepki göstermek, eleştirmek, bağırıp çağırmak, hep bu amacın araçlarıdır
Haberin Devamı

