Kırk bin hayata mal olan değerli bir tecrübeyi yansıtıyor o pankartta yazılanlar:
“Savaşın kazananı, barışın kaybedeni olmaz!”
Paris’te infaz edilen üç PKK’lı kadının cenaze töreninde barış umudu, ölümlerin acısına, öfkesine baskın çıktı.
Törenler sınav kabul edildi.
Diyarbakır’da ve PKK’lı kadınların toprağa verildiği kentlerde toplanan onbinler bu bilinçle hareket ettiler.
Sükûnet ve düzen kendiliğinden olmadı, seçilmiş bir alternatif olarak benimsendi.
Kalabalıklar, tahrik nedeni yaratmamak hassasiyetinde benzersiz bir tutum sergiledi. Mesela olmadık bir şey oldu, kimse Öcalan posteri taşımadı.
Polis de kendini göstermemeye çalıştı ve gereksiz şiddet uygulama yanlışına düşmemeyi başardı.
Birbirimize güvenelim
Halk otuz yılda 40 bin hayata mal olan bölücü terörü sonlandırma umuduna dört elle sarılmıştır.
Dün TÜSİAD’ta nöbet değişimi vardı. Ümit Boyner veda konuşmasında ortaya çıkan fırsata heyecanla destek verdi:
“Toplumsal dokumuzu giderek daha derinden kemiren bir sorunun çözümünde sona yaklaştığımız duygusu içimi ısıtıyor. Toplumun neredeyse her kesimi artık çözüm diyor. ‘Artık silâhlarla değil birbirimizle konuşalım’ diyor..”
Uzlaşma imkânı görmediğiniz kişilerle müzakere masasına oturmazsınız.
İmralı’dan yayılan haberler ve özellikle de “devletin kabul edemeyeceği şartlar öne sürülmeyecek“ haberi cesaret arttırıcı olmuştur.
Şimdi, yaratılan güven duygusunun geliştirilmesine önem vermek gerekiyor.
BDP Genel Başkanı Demirtaş dün hükümete seslenirken şunu dedi:
“Barış sürecinde size güvenmemiz için adım atın, somut politika ortaya koyun.”
Onun sözlerini Ahmet Türk tamamladı sanki:
“Biz barışı konuşurken Kandil bombalanıyor!”
Kandil’i şimdi vurmak
Ele geçen tarihi bir fırsattır ama çok kırılgan olduğu da unutulmamalı.
Şu günlerde barış hayalleri kuruyoruz. Her attığımız adımın getirisini hesap etmek zorundayız.
Vaktiyle örgüt “karşılıklı ateşkes” talep ettiğinde haklı olarak itiraz ediyorduk. Güvenlik güçleri hiçbir zaman silâh bırakmaz, ateşkes anlamına gelecek bir taahhüde giremez.
Ülkenin toprağı, halkı ve sınırların güvenliği tehlike karşısında ise mütecavizi bertaraf etmek görevidir; bundan taviz veremez.
Ama burada sorun başka.. Barış konuşulurken devlet Kandil’i vuruyor.
Madem ki barış şartlarını geliştirmek istiyoruz, bize tehdit doğurmadığı sürece örgütün komşu ülkedeki varlığına dokunmamalıyız.
Silâhlı eşkıyanın ülkeyi terk etmesini isteyen biziz!
Evet, halk hazır
Haberin Devamı

