Özellikle siyasette, kurgulanmış senaryoların çöktüğü zamanlar çok olur.
Bizim insanımızın böyle bir durumda görterdiği tepki, bir şarkının iki kelimelik itirazını tevekkülle seslendirmektir:
Kader utansın!
Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan’ın, çok önemli bir devlet işini aralarındaki “kardeşlik” ilişkisine dayanarak çekişmesiz, gürültüsüz çözebilme yeteneğine sahip olduklarını herkes biliyor.
Evdeki hesap hep bu güven temelinde kurgulandı.
Erdoğan, Abdullah Gül adına Cumhurbaşkanı koltuğundan feragat etmişti; şimdi de Gül’den beklenen, aynı özveriyi göstererek koltuğu Tayyip Erdoğan’a bırakmaktı..
Ama olaylar evdeki hesabın çarşıya uymaması ihtimalini artıracak yönde gelişiyor.
Gül’ün devam işareti
Tam bir hafta önce bu sütunda şöyle bir tespit yapıldı:
“Suriye’de savaş isteyen, Gezi eylemlerini hiddetle bastıran, polisi destanlaştıran Tayyip Erdoğan bir yanda...
Gezi eylemlerinin hiç değilse başında gurur duyan ve Suriye için barış çabaları savunan Abdullah Gül karşısında...”
Evet; iki AKP büyüğü istemeseler bile gelişen olaylar onları birbirlerine alternatif durumuna getirmiştir.
Gül’ün bir dönem daha Cumhurbaşkanı olabilme hakkından feragat etmesine bahane bulmak gitgide zorlaşacaktır.
İtibarlı Financial Times gazetesi de aynı fikirde olduğunu ortaya koydu dün.
Meclis’i açış konuşmasında “Milletimizin hizmetinde olmaya devam edeceğim” diyen Gül’ün bu sözleri ileriye dönük siyasi planları olabileceğine işaret sayılıyor.
Gül ile Erdoğan arasındaki görüş ve duruş farkları, Gül’ü destekleyen yorumlara konu oluyor.
Aceleye getirilmesin
Gezi olayında Başbakan Erdoğan’ın saldırganca bir üslup sergilediğini düşünen Financial Times Cumhurbaşkanı Gül’ü ise ayrışma istemeyen, uzlaşmacı bir kimlik olarak resmediyor.
Bu durumda iki siyasi şahsiyet arasındaki “tezat”ın uzlaşma ile değil gerçek bir seçimle giderilebileceğini görmek gerekiyor.
Başbakan’ın açıkladığı eylem programının içeriği, özellikle laiklik temelinde ciddi sarsıntı yaşayacağımız ihtimalini düşündürüyor.
Kamuda türban sorunu, üniversitelerde yapıldığı gibi oldu bittiye getirilmiştir.
Oysa toplumsal kabule sahip olmalıdır bu karar.
Hükümetin hayal ettiği görüntü gerçekleştiğinde Türkiye’nin laik bir hukuk devleti olduğuna inanmak kolay olmayacaktır.
Seçim sandığı fazilettir ama halkı da yanıltmamak lâzım!
Evdeki hesap ve çarşının durumu
Haberin Devamı

