Nabız ölçmek, kamuoyu üstünden pazarlık yürütmek ve olabilirlik testi uygulamak...
Öcalan’a cezasını ev hapsinde çektirmek fikrini şarta bağlı bir ihtimal olarak ortaya atan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, gece gördüğü bir rüyayı anlatmadı.
Böyle iddialı bir açıklama, ancak kapalı devre yapılan bir tartışma veya pazarlığı ifşa etmek için ya da kamuoyunu bazı uç ihtimallere alıştırmak için yapılabilir.
Çünkü ağır maliyeti vardır.
Öyle olmalı ki Arınç’ın seslendirdiği ev hapsi ihtimali Başbakan Erdoğan tarafından derhal “Aklına gelen yalan” uyarısı ile bastırıldı.
Başbakan “silâh bıraksınlar, ondan sonra ev hapsi düşünülür, konuşulur” önermesinin kendi aralarında tartışılan bir konu bile olmadığını sadece “Bülent beyin kendi şahsi kanaati” olduğunu iddia etti.
Tek sebebe doğru
Tabii bu iddiayı doğru kabul etmek gerçekçi olmaz.
İç ve dış şartlar, bölünme taleplerini artık geçersiz duruma getirmiştir.
Kürt kimliği tanındığı ve kültürel haklar da verildiği için geriye sorun olarak kala kala Abdullah Öcalan’ın cezasını İmralı’dan daha “kolay ve siyasete müdâhil olabileceği bir yerde çekmesi” talebi kalmıştır.
Leylâ Zana’nın “Bu sorunu çözse çözse Başbakan Erdoğan çözer” çıkışı ve silahı reddeden safa geçmesi tamamiyle “Öcalan’a ev hapsi” hedefini gözeten bir hamledir.
Bir pazarlık sürecinde ilerlediğimizi fark etmek için Zana’nın dünden bugüne ne kadar değiştiğine bakmak yeterlidir.
Zana bir süre önce “Silâh Kürtlerin sigortasıdır” demişti.
Doğru yönde değişmesi sevindiricidir ama kullandığı tesirli ilâç nedir; keşke söylese.
Zana “silâh sigortadır” dediğinde Kürt aydın ve siyasetçi Kemal Burkay’dan şöyle bir tepki aldı:
“PKK ve BDP ne istiyor? İstedikleri demokratik özerklik. Diyorlar ki sınıra gerek yok, bayrağa gerek yok, resmi dil Türkçe olsun.. Öyle ise bu kadar asgariye çekilmiş talepler için ölmeye ve öldürmeye gerek var mı? Biz bunu Kürt halkı olarak siyasal çalışmamızla, barışçıl demokratik yöntemlerle yapabiliriz. Dünya koşulları da buna çok uygun...”
Seçimi bekleyecek
Bu gerekçeler CHP’nin iktidara sağladığı desteği etkilemiş olabilir ama Leylâ Zana’yı asıl konuşturan sebep, Öcalan’a yönelik kurtarma kampanyasıdır.
Bu kampanya belli ki devam edecek.
Projenin önündeki en dirençli engeli kaldırmak için şu soru soruluyor:
“MHP Öcalan’ı asmayarak Ecevit’e iyilik yapmıştı. Şimdi Öcalan’ın ev hapsini destekleyerek AKP’ye de iyilik yapmaz mı?”
MHP’yi ikna edecek çabalar için zaman sıkışıklığından söz edilemez.
Çünkü Başbakan Erdoğan halk oyu ile seçilen ilk Cumhurbaşkanı olma şansını riske sokacak sorunların tümünden seçim ortamını temizlemek isteyecektir.
O nedenle hedef, bu meseleyi kapalı devre bir mutabakatla karara bağlayıp unutturmak ve de 2014’teki cumhurbaşkanı seçimini birinci turda kazanmak olacaktır.
Terörist başını eve çıkarmaktan sorumlu olacak kişinin kendini canlı bomba gibi havaya uçuracağını herkes bilir çünkü!
Ev hapsi projesi
Haberin Devamı

