Esrarengiz şeyler oluyor. İktidar sahiplerinin bile açıklamakta zorlandığı gelişmeler...
Salı günü akşamı özel yetkili savcılık MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile eski Müsteşar Emre Taner ve eski Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş’i ifade vermeye çağırdı.
Başta yalanlanan haber daha sonra doğrulandı ve adı geçenlerin KCK soruşturması bağlamında şüpheli sıfatıyla ifade verecekleri anlaşıldı.
“MİT Müsteşarı nasıl olur da ifadeye çağrılır?” tartışması ile başlayan günün ilerleyen saatlerinde başka bir haber bomba gibi patladı:
İstanbul Emniyeti’nin terörle mücadeleden ve istihbarattan sorumlu iki müdürü görevlerinden alındı ve yerlerine aynı gün yenileri tayin edildi.
Görevden alınan polis müdürleri KCK operasyonlarını yürüten sorumlulardı.
MİT ile Emniyet’in istihbarat alanında zaman zaman sürtüşmeleri işin doğasından gelir.
Ama böylesine radikal bir tedbire başvurmanın mecburiyeti niçin ve nasıl doğmuş olabilirdi?
Kim, kimler nereden tahrik etmiş olabilirdi?
Bunu bilmiyoruz ama Uludere faciasından bu yana MİT Müsteşarı’na yönelik tasfiye amaçlı kulis faaliyetinin yoğunlaştığını görebiliyoruz.
Oslo bombası...
Polisin yürüttüğü KCK operasyonları sırasında terör örgütüne sızdırılmış MİT elemanlarının yakalanıp mahkemeye sevkedilmelerinden kaynaklı şikâyetleri ve doğurduğu sürtüşmeleri de hesaba katmak gerekiyor.
Ve tabii altı ay önce gündemi sarsan “Oslo bombası” özel bir önem taşıyor olabilir.
Hatırlanacağı üzere o tarihte Oslo’da PKK yöneticileri ile devlet adına müzakereler yapan heyetin, beşinci buluşmasına ait ses kayıtları ortaya çıkmıştı.
O kaydın yapıldığı toplantı sırasında Hakan Fidan MİT Müsteşarı değildi görüşmeye “Başbakan’ın özel temsilcisi” sıfatıyla katılıyordu.
Savcı, Oslo sürecinin KCK ile bağlantısını mı sorgulamak istiyor, yoksa istihbarat alanında sürtüşen kurumlar arasında, daha yakın ilişkide olduğu polise dostluk mu yapıyor? Bilmiyoruz.
Bunu sorumlu hükümet üyelerinin halka açıklaması gerekiyor.
Nedenine gelince, güvenlik birimleri içindeki gizli ilişkiler konusunda uzman bir gazeteci olan AKP Milletvekili Şamil Tayyar bile cevap vermiyor.
O da soru soruyor:
Tuhaflık varmış!
“MİT Müsteşarı’na ifade çağrısını Savcı Sadettin Sarıkaya yaptı. İlginci, soruşturmayı yürüten Bilal Bayraktar Amerika’da. Asıl savcı yurt dışındayken davet sözlü olarak yapılmış. Başsavcı ve vekiline haber verilmeden basına sızdırılmış. Bu işte bir tuhaflık yok mu?”
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da dün yardımcı olamadı aydınlanmaya.
Şu değerlendirmeyi yaptı:
“Aklımla izah edemiyorum!”
AKP Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik’in yorumu şöyle oldu:
“MİT gibi bir kurumun sıradan kurumlar gibi denetlenmesi sorun yaratır!”
Genelkurmay’ın en mahrem yerlerinin günlerce aranması ve o dönemin Genelkurmay Başkanı’nın tutuklanıp hapse atılması nasıl sorun yaratmadıysa kimse korkmasın MİT Müsteşarı’nın ifadeye çekilmesi de sorun doğurmaz.
Biz vatandaş olarak ne olup bittiğini öğrenmek istiyoruz; o kadar.
Vatandaşın huzur içinde yaşamak için ihtiyaç duyduğu bilgileri, yalana dolana başvurmadan verecek bir yetkili arıyoruz.
Şu karanlık dağılsın yeter.
Hükümetin sahiplenip koruduğu MİT Müsteşarı’nı ifade vermeye çağıran bir savcının çıkmasını, yargı kurumunun bağımsızlığına ispat saymak isterdik ama acelecilik olur! Saflık olur!
Esrarengiz
Haberin Devamı

