Eski çamlar...

Haberin Devamı

Siyasetçilerin iktidara geldikten sonra oradan inmemek için gösterdikleri marifetlere ne denir? Siyaset denir. Bizde böyle!..

Başbakan dün TRT Türk’e konuşurken tuhaf bir soruya muhatap oldu:

“Cumhurbaşkanı Gül’ün görev süresi kaç yıldır?”

Verdiği cevap sorudan daha tuhaf oldu:

“Şimdi ben ‘şu kadar yıldır’ desem yanlış bir şey söylemiş olurum. Beş yıl diyen var, yedi yıl diyen var!”

Orta Afrika’nın tam tam cumhuriyetleri bile böyle belirsizlik görmemiştir.

Cumhurbaşkanının görev süresini 5 yıla indirip, seçilme hakkını da ikiye çıkaran anayasa değişikliği yürürlüktedir ama Abdullah Gül Çankaya’ya bir defalığına 7 yıl için çıkmıştır.

Hemen tüm anayasa hocaları “tartışmasız 7 yıl” diyor. Çünkü kamu hukukunda kural, işlemin gerçekleştiği tarihteki yasal zemine bağlı kalmaktır.

Öyle ise iktidar hangi hesaplarla kafaları karıştırıyor?

Şöyle bir ihtimal mevcuttur:

AKP’nin inişi devam ederse “devri sabık” yaratma iddiasıyla gelecek bir iktidar döneminde sıkıntıya düşebilir.

Bunun çaresi de Gül’ün 5 yılını tamamlamasından sonra Çankaya’yı Tayyip Erdoğan’a devretmesi olabilir. Ama dikkat... Öyle bir “hacet kapısı” için bile Anayasa değişikliğine gerek yoktur.

Gül kendisine Cumhurbaşkanlığı yolunu açan “kardeş”ine borcunu bu yolla ödemek zorunda kalırsa, Çankaya’yı gerektiği anda istifa yoluyla boşaltabilir!

Saklanan hedef

Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk Türkiye’ye nefes aldıracak yeni bir anayasa gerektiğini söylüyor.

Ama parlamento dururken bunu sivil toplum örgütleri ağırlıklı bir platforma yaptırmak kolay değildir. Doğru da değildir.

İşte bu noktada “Anayasa Mahkemesi’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı” olduğu gerekçesiyle mahkûm ettiği bir çoğunluk partisi engeli devreye giriyor.

AKP anayasayı toptan değiştirme hevesiyle başladı işe, sonra 20 maddelik bir değişikliğe, şu andaki beyanlara bakarsak 10 maddeye kadar indi.

Aslında birinci hedef parti kapatma kararlarını imkânsızlık mertebesine çıkarmaktır. İkinci hedef de Anayasa Mahkemesi’nin karar çoğunluğunu parlamento eliyle seçilecek üyeler sayesinde AKP’den yana değiştirmektir!

Ve bu niyet deşifre olmuştur.

AKP anayasa değişiklikleri için eskiden halkoyuna gitme tehdidi ile korkutucu oluyordu. Ama 29 Mart seçiminden sonra artık bu silâha sahip değildir.

Eski çamlar bardak oldu. Referandumdan galip çıkma ihtimali neredeyse sıfırdır.

Teziç’in formülü

Öbür yandan da Sami Selçuk’un dediği gibi “Bu anayasa ile Avrupa Birliği’ne girmemiz mümkün değildir”.

Yani yeni bir anayasa şart ama “hiç kimse kendisi için anayasa yapmaya kalkışmamalıdır.”

İktidar partisinin de yavaş yavaş farkettiği gibi meclisteki partilerin uzlaşmasına dayalı bir süreci başlatmak gerekiyor.

Tanınmış anayasacı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, parlamento içinde uzlaşma sağlamanın şart olduğunu, bunu verimli kılacak formülün de mesela dört partinin üçer üye vereceği bir “devamlı çalışma grubu” kurmak olacağını düşünüyor.

Bu grup, buluşma alanlarını sürekli arayacak, uzlaşma sağladıkları konuları parça parça, ama sistem bütünlüğünü gözeterek meclis genel kuruluna taşıyacaktır.

Anayasa değişikliğini çoğunlukçu kibirin kışkırtıcı inadı ile gerçekleştirmeye çalışmak sadece enerji israfıdır!

DİĞER YENİ YAZILAR