Esasa girelim

Haberin Devamı

Siyaset itibarlı bir kurum, siyasetçiler de güvenilir insanlar olsaydı, gelecekle ilgili endişelerin bir çoğunu çekmezdik.

Daha temel meselelerin tartışılması gereken bir genel seçimin son raundunda hâlâ cumhurbaşkanı konuşuyoruz.

Yeni dönemin planlarını yapmak için harcamamız gereken enerjiyi “22 Temmuz’da seçeceğimiz meclis ya cumhurbaşkanını yine seçemezse” kuruntuları üstüne inşa edilmiş korku senaryolarında telef ediyoruz.

Hep en kötü ihtimallere karşı hazırlıklı olmanın telaşındayız.

Halbuki durum her şeye rağmen korktuğumuz kadar kötü değil. En azından önümüzdeki problemin çözümüne yardımcı olacak veriler iki hafta sonra yapılacak olan seçimin sonuçları ile ortaya çıkacaktır.

Yeni meclisin başkanlık divanı teşekkül ettikten sonra bir ay içinde yeni cumhurbaşkanını seçmesi gerekiyor. Bu başarılamadığı takdirde genel seçimlerin hemen yenileneceği gerçeğinin milletvekilleri üstünde yaratacağı baskı, uzlaşma yoluyla çözüm ihtimaline güç kazandıracaktır.

Biz o imkânın değerlendirilip değerlendirilmediğini görmeden ve tabii değerlendirilmesini sağlayacak şartlara katkıda bulunmadan başarısızlık ihtimaline dayalı senaryo seçeneklerine saplanıyoruz.

Yanlış olan budur. Evet, siyasetçiler iyimser olmamıza imkân vermiyor. Ama güvensizlik ve kuruntu da hiç bir sorunumuzu çözmüyor.

Hatta bizi seçim dönemini hayalet taşlamakla geçirmek yanlışına sürüklediği için zarar veriyor.

Seçime iki hafta kaldı. AKP mağduriyet sömürüsü ile dikensiz gül bahçesinde kurulu sandığa ilerliyor. Oysa yolsuzluklar, işsizlik, asayişsizlik, irticai kadrolaşma konularında hesap sorulması, rejime ve ülkenin bütünlüğüne sadakat başta daha bir çok konuda taahhütler alınması gerekiyor ondan. Ama mümkün olmuyor çünkü...

Başbakan gündemi belirliyor, muhalefet de arkasından sürükleniyor.

Siyaset meydanları keçi boynuzu çiğneyip duruyor.

*****

Haksızlık

Devlet partilere hazinesinden niçin her yıl çuvallar dolusu para verir?

Cevabı belli: Namerde muhtaç olmasınlar diye...

AKP seçim var diye bu yıl 47 milyon YTL yerine 141 milyon YTL Hazine yardımı aldı. CHP’ye 79,5 milyon YTL, DYP’ye 39 milyon YTL, MHP’ye 33 milyon YTL, GP’ye 28,5 milyon YTL ödendi.

Adalete ve rekabetin ruhuna bu paylaştırma yöntemi uygun düşüyor mu sorusu cevap beklerken bakıyoruz AKP iktidarı adaletsizliği daha da derinleştiren suiistimaller yapıyor.

Devletin uçağını, helikopterini, otobüsünü kamu hizmeti süsü verilmiş seçim mitingleri için, eleştirilere kulak asmadan, utanmadan kullanıyor.

Kamunun haklarını aslanlar gibi savunan bağımsız bir otorite bulunuyor olsaydı, AKP’nin kullandığı devlet araçlarının kirasını ve TOKİ’nin mitingler için yaptığı masrafların hesabını çıkarır, Hazine yardımından indirirdi.

Öteki partilerin para ödeyerek sağladığı bu hizmetlerden AKP bedavaya yararlanıyorsa, tasarruf ettiği Hazine paralarını nereye kullanıyor?

DİĞER YENİ YAZILAR