Meclisteki parti gruplarından dün gelen sesler hayra alâmet değildi.
Eleştiriden çok hakarete dayanan siyasi polemiklerin Türkiye'yi yarım yüzyılda üç kez demokrasiden koparan askeri müdahaleler üstündeki meşum etkilerini biliyoruz.
İktidar ve muhalefet liderlerinin de bunu unutmamaları gerekiyor.
Başbakan Erdoğan dün AKP'li milletvekillerine seslenirken CHP muhalefetini hedef alarak en duyarlı oldukları yerlerine vuruyordu:
"Bunlar 'istemezük' zihniyetine sahip olanlardır, bunun kalıntılarıdır. Sadece muhalefet ederler, taş üstüne taş koydukları vaki değildir. Kim ki bu ülkede taş üstüne taş koymaya kalkar, ona karşı çıkarlar.
Kimileri 'eski komünist kafa' dese de ben onlara 'sermaye ırkçısı' diyorum. Buradan ilân ediyorum, bugünün dünyasında onlara yer yok!"
Biri ırkçı, öbürü şeyh!
CHP Meclis Grubu'nda da Deniz Baykal toplarını ateşlemişti.
İktidarın İsrailli iş adamı Ofer ve son olarak Dubai'den gelen Arap sermayesi temsilcileri ile yaptığı işlerin Özelleştirme ve İhale yasalarına aykırılıkları nedeniyle kanunsuz olduğunu, Başbakan'ın ilerde bunların hesabını vereceğini sert ifadelerle belirtiyordu: "Bizim İsraillilere de Ortadoğu şeyhlerine de saygımız var, ancak Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına daha çok saygımız var.. Başbakan bunlarla düşe kalka kendisini Türkiye'de Ortadoğulu şeyhlerden birisi haline gelmiş gibi düşünmeye başladı.
Sen Ortadoğu şeyhi değilsin.. Sen seçimle geldin, seçimle gideceksin. Seçimle gittikten sonra Yüce Divan'da bunların hesabını vereceksin!"
Herkes dikkatli olsun
Tecrübemiz, bu üslubun diyalog köprülerini yok ettiğini öğretti bize. Başbakan ile muhalefet lideri, siyasi gerilim cehennemini bu ülkeye reva görmesinler.
Dün ikisinin de bazı eleştirileri haklılık taşıyordu. Gerçekten CHP sadece "satma., yapma., etme.." diyor. Ne, nasıl yapılsın; buna kafa yormuyor, o boşluğu tahrik edici suçlama ve tehditle dolduruyor.
İktidar her rejimde var, muhalefet yalnız demokraside. Muhalefete saygı, demokrasiye saygıdır. Ne yazık ki Başbakan da CHP'den gelen salvoların içindeki eleştirileri cevaplayacak yerde, Özal'ın deyimi ile "lâf oturtmak" suretiyle geçiştiriyor. Bu, denetimden kaçmaktır!
Kötüleme ve hakaretle başlayan yolculuğun rotasını biliyoruz:
Halkı, hatta kamu görevlilerini bile cepheleştiren bölünmeler, karmaşa ve terör..
Yarasalardan başka kimse özlemiş olamaz o uğursuz maceraları.
Erdoğan da, Baykal da dikkatli olsunlar!
Erken uyarı
Meclisteki parti gruplarından dün gelen sesler hayra alâmet değildi.
Haberin Devamı

