Cumhurbaşkanı seçildikten hemen sonra milletvekili seçimlerine gidilmesi gerektiği daha önce de söylendi.
Söyleyen yine Devlet Bakanı Ali Babacan’dı.
Başbakan kesin ifadelerle yalanladı onu.
Babacan önceki gün bir grup gazeteciye aynı seçim programını, üstelik gerekçelendirerek savununca yeni bir durum ortaya çıktı.
Bu ihtimali artık hafife almamak lâzım. Babacan Başbakan’a rağmen konuşuyor olamaz.
Dediği şudur:
“Genel seçimleri, yeni meclisin 1 Ekim’de yasama faaliyetine
başlamasını sağlayacak şekilde
öne almalıyız.”
Bu tedbir iki yarar gözetiyor:
1. Temmuz sonu veya ağustos başında yapılacak seçim dört ay kazandıracak; ek bütçe yapma külfetini ortadan kaldıracak; ekonomi için yararlı olacaktır.
2. Seçim sonrasına bırakılmış reformlar bu sayede daha fazla gecikmeyecektir.
Bunların tümü bahanedir.
Amaç AKP’ye, beklenmeyen gelişmeler karşısında olabildiğince geniş hareket alanları yaratmaktır.
Cumartesi günü yapılacak mitingin büyüklüğü Başbakan Tayyip Erdoğan’ı yolundan döndürmez. Ama belli ki AKP’nin uzlaşma aramadan cumhurbaşkanını seçmesi, tedbir gerektirecek ağırlıkta siyasal tartışma ve çatışmalara yol açabilecektir.
Yeni cumhurbaşkanı bu tartışmalar nedeniyle yıpranırken istikrar da zarar görecektir.
Böyle bir gidişi önleyecek şoku iktidar partisi, milletvekili seçimlerini erkene alarak yaratacağını düşünebilir.
Bu tedbir, parti yönetiminde meydana gelecek değişikliklere karşı oluşacak tepkilerin
kontrol altına alınmasını da kolaylaştırabilir.
Ayrıca Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığına yönelen somut itiraz bu meclisin temsil kabiliyetini yitirmiş olduğu iddiasına dayanıyor.
Tayyip Erdoğan Çankaya’ya çıktıktan sonra “Arkanda cumhur yok” baskısından bir an önce kurtulmak isteyecek, AKP’nin seçimden yine iktidar olarak çıkmasını, kendisiyle de ilgili onay sayacaktır.
Mayıs başında yaptıracakları anket bu cesareti verirse AKP genel seçimi erkene almakta tereddüt etmeyecektir.
İki bakan Gül ve Tüzmen’in dün “Teknik nedenlerle olabilir” diye görüş açıklamasından sonra erken seçim ciddi bir ihtimal durumuna yükselmiştir.
Ne olur ne olmaz tedbiri
Demirel, halkın seçtiği cumhurbaşkanlarına bir gün mutlaka kavuşacağımıza inanıyor.
Bu defa başarılamadı. “Niye başarılamadı?” sorusunu dün kendisine sordum.
Medyanın ve iş dünyasının bu konuda kararlı bir tutum sergileyemediğini söyledi.
Hatta çok kimsenin çekingen ve hesaplı hareket ettiğini ima etti.
Durumu hicvetmek amacıyla anlattığı fıkra da mesajını açıkça veriyor:
Efendim Temel ile Dursun hacca gitmişler. Şeytan taşlama sırasında büyük büyük taşları kararlılıkla savuran Temel, Dursun’un fındık kadar taşları adeta sakınarak attığını fark edince azarlamış onu.
Dursun da bilgiç bir tavırla neden böyle davrandığını şöyle açıklamış:
- Cehenneme gidecek olursak belki faydası olur. Öbür tarafta nereye gideceğumuz belli midur?

