Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tayinlerle ilgili yaz kararnamesini haziran aylarında çıkarır.
Bu yıl geç kaldı.
İktidar yanlısı medyanın bu arada tedavüle sürdüğü kışkırtıcı bir iddia, gecikmeyi mide bulandırıcı hale getirdi:
Sözde “kurulun bazı üyeleri Ergenekon davasına bakan savcı ve hâkimleri yerlerinden almak için hamle” yapmışlardı ve kararnameyi geciktiren sebep buydu.
Pompalanan kışkırtma, aklın alacağı şey değildir.
Türk yargısı böylesine yıkıcı bir yanlışa düşmez.
Psikolojik savaş taşeronlarının yeni bir komplo peşinde oldukları ihtimali daha geçerlidir.
Ama “yargıya müdahale” şüphesinin yüzde bir oranında bile gerçekleşme riski varsa topyekûn ayağa kalkıp “sakın ha!” diye bağırmak için de ortada fazlasıyla sebep vardır diyebiliriz.
İlerlemiş, karmaşık, hele siyasallaşmış bir davanın savcı ve hâkimlerini yerlerinden almak için çok haklı sebepler gerekir.
Bu sebepler kamuoyuna açıklandığında herkesi ikna edecek ağırlıkta olmalıdır.
Böyle bir durum da hazırlık da görünmüyor.
Öyleyse Ergenekon davasına bakan hâkim ve savcıları mağdur ve kahraman yapacak yargıyı da yere serecek ihtimal söz konusu değildir.
Ama VATAN olarak biz yine de uyarıda bulunma ihtiyacını duyuyor, böyle bir riske karşı HSYK üyelerini dikkatli olmaya çağırıyoruz.
Yargının bağımsızlığına yönelen güvensizliği şu dönemde haklı çıkaracak müdahaleler Türkiye’yi kaosa sürükler.
Bize lâzım olan şey adalettir.
Onun güvencesi de bağımsız yargıdır.
Ergenekon davasına yönelecek müdahale, yargının iflâsı, adaletin yıkımı olur.
Savcı Zekeriya Öz’ün polis marifetiyle rahmetli Türkân Saylan’ın evine girmesinden daha derin bir tahribat yapar...
Kompleksli mahkemeler yaratmayalım!
Pişkinlik Kralı
Başbakan’ın halka bir açıklama yapma borcu vardır.
Deniz Feneri sanıklarını yargılayan Alman mahkemesi Zahid Akman’ı “meslek edinilmiş dolandırıcılık”la suçladı.
Ama yakalayamadığı için ceza veremedi.
Akman Türkiye’de radyo ve TV’lere ahlâk polisliği yapan kurumun başında son güne kadar oturmaya devam etti.
Bülent Arınç “istifa etmeli” demişti.
Başbakan “iyi bir arkadaşımızdır” dediği için Arınç’ın hükmü kalmadı.
Akman sırtında binbir çeşit suç isnadı ve vebal ile Başbakan dokunulmazlığından yararlanarak bugünlere geldi.
RTÜK nihayet kurtuldu mu ondan?
Hayır. Dört yıl daha RTÜK üyesi olarak kalmaya ve o makamın dokunulmazlığından yararlanmaya devam edecek.
Başbakan bu imtiyazı Akman’ın ne yaparak hak ettiğini millete açıklamalıdır.
Pişkinliğe ödül koymalı Akman için de taç giyme töreni düzenlemelidir!

