Erdoğan Baykal’ı mutlaka dinlemeli

Haberin Devamı

Liderlerin konuşmalarını yazanlar ile onları bilgilendiren kaynaklar genellikle aynı kişiler değildir.

O yüzden siyasi liderler sık sık çelişkiye, yanılgıya düşerler.

Son ibretlik tecrübeyi, direnişteki Tekel işçilerinin sorunlarını görüşmek üzere Türk İş yöneticileriyle yaptıkları toplantıda Başbakan Erdoğan’ın yaşadığını görüyoruz.

Sendikacılar Başbakan’la buluştuklarında ona bir bilgi notu sunuyorlar.

Tekel işçileri, kabule zorlandıkları yeni statülerinde daha az ücret alacaklar, ihbar ve kıdem tazminatı haklarını kaybedecekler, toplum sözleşme hakları ellerinden uçarken, emeklilikleri bile ulaşılması olanaksız hale gelecektir.

Bunları duyduğu zaman Başbakan kulaklarına inanamıyor ve şöyle tepki gösteriyor:

“Nasıl yani; tazminat hakları yok ne demek?”

Yanında oturan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e dönerek “Doğru mu?” diye soran ve maalesef doğru olduğunu anlayan Başbakan “Bunları bana niye düzgün anlatmıyorsunuz?” diye çıkışıyor.

Bu toplantıda direnişi sonlandıran uzlaşma sağlanmadı ama Başbakan’ın yeni tanıştığı gerçeklerin ışığında hiç değilse umut kapısı aralandı.

Bilginin ve birbirini anlamanın sihirli anahtarı kendini yeniden ispatladı.

“Darbe tehlikesi yok”

Başbakan bu tecrübeyi değerlendirmelidir.

İktidarın şu anda TSK ve yargıya yönelik yoğun bir boyun eğdirme kampanyası sürüyor.

Eğer Tayyip Erdoğan bu kavgayı, demokrasi dışı yapıları düzeltmek, gayrımeşru eylemlerin önünü kesmek için yaptığını düşünüyorsa, kendisine verilen bilgilerin doğruluğundan emin olmalıdır.

Tekel işçilerinin direnişine iyi gözle bakmamasının, dün anlaşılmıştır ki sebebi bilgi eksiğidir.

O nedenle özellikle TSK ile ilgili konularda yorum yaparken ve karar oluştururken, doğru bilgilerle hareket ettiği konusunda şüphesi olmamalıdır.

İlerde bir gün hiçbir çalışma arkadaşına “Bunları bana niye düzgün anlatmıyorsunuz?” diye çıkışmak mecburiyetinde kalmamalıdır.

Demokrasilerde ana muhalefetin eleştirilerine kulaklarını tıkayan bir iktidar olamaz. Deniz Baykal önemli şeyler söylüyor:

“Şu anda Türkiye’de bir darbe tehlikesi yoktur. Geçmişte yaşanan darbeler herkes için yeterince uyarıcı olmuştur. Ama darbe lafından geçilmiyor.”

Cunta ve fitne hücresi

Gerçekten de gezdirilen darbe planları, komutanları çoktan emekli olmuş dönemlere dayanıyor. Hiçbiri gerçekleşmemiş.

Bugünkü komuta heyeti de her söyleminde ve her eyleminde demokrasiye bağlılığını gösteriyor.

Buna rağmen asker rahat bırakılmıyor. Yargı süreci bile tahrik kampanyalarının tecavüzüne uğruyor.

Baykal’a göre darbe tehlikesi yoktur. “Ne TSK, ne muhalefet darbecidir ama iktidar komplocudur; pusu kurmaktadır!”

Bu korkuları uyandıran iktidar siyasi rant peşindedir!

Yenir yutulur suçlamalar değil bu söylenenler. Başbakan bu suçlamaları hiç söylenmemiş sayamaz. Ülkenin, rejimin ve kendi partisinin selâmeti, ona bu suçlamaların nedenini bizzat sahibinden, yani ana muhalefet liderinden sorup öğrenme mecburiyeti yüklüyor.

Yargılamanın bile sonuçlanmadığı bir aşamada kim haklı, kim haksız emin olamaz.

Tekel işçileri direnişi konusunda bilgi eksiğinden kaynaklanan yanılgısının darbe iddialarında kendini tekrarlamadığını kim garanti edebilir?

Disiplinli ordular içinde bile cunta oluşabiliyorsa partilere de fitne hücresi haydi haydi sızabilir!

DİĞER YENİ YAZILAR