Endişeye gerek yok

Türkiye'nin AB üyeliği için müzakerelere başlama kararının verileceği tarihi zirveye 17 gün kaldı. Sinirler gerilmiştir. Nitekim önceki gün zirvenin Türkiye ile ilgili kararına temel oluşturacak bir taslak metnin medyaya sızdırılması tedirginlik ve tartışma yaratmıştır

Haberin Devamı

Türkiye'nin AB üyeliği için müzakerelere başlama kararının verileceği tarihi zirveye 17 gün kaldı.

Sinirler gerilmiştir. Nitekim önceki gün zirvenin Türkiye ile ilgili kararına temel oluşturacak bir taslak metnin medyaya sızdırılması tedirginlik ve tartışma yaratmıştır.

Çünkü bu metinde, komisyonun tavsiye kararını aşan bazı şartlar yer alıyor. Örneğin Güney Kıbrıs'ın tanınması ve işçi göçüne karşı kalıcı sınırlama getirilmesi gibi..

Dışişleri Bakanı Gül, sızdırılan taslağın "taktik amaçlı" olduğunu söylemiştir ki doğrudur. Kaybettiği eşeğini sonradan semersiz olarak bulmanın sevincini sömürmek, pazarlıkta demek ki Batı'nın da kullandığı bir silâh.

Ama kim ne derse desin AKP iktidarı, hak ve hukuktan aldığı güçle sağlam duruyor. Gül "Önce müzakereler başlatılsın, sonra bu tip şeyleri düşünürüz" demiştir.

Çünkü Türkiye ile müzakere karan, iki yıl önceki zirvede zaten alınmıştır. 17 Aralık'ta Türkiye'nin Kopenhag kriterlerini yerine getirip getirmediğine karar verilecektir.

Eğer kriterler yerine getirildiyse -ki tersini söyleyen yok- o zaman müzakere süreci otomatik olarak devreye girecektir.

Önümüzdeki 17 günü karartanlar ya uluslurarası ilişkilerin ahde vefa ve devamlılık değerlerinden habersizdir veya muhalefeti sadizmle karıştırmaktadırlar.

Unutmayalım ki bu çevreler düne kadar "Asla müzakere tarihi vermeyecekler" diyorlardı. Şimdi plâğı değiştirdiler:

"Müzakereler başlatılsa bile üye yapmayacaklar!"

Rahat olalım.. Biz yol kazası yapmazsak bu yol hedefine gidecektir.

Çünkü hedef Avrupa Birliği'dir, Afrika Birliği değil!

Buna ne diyecekler?
Yolsuzlukla mücadelede milletvekili dokunulmazlığının etkisini iktidar dahil kimse inkâr etmiyor.

Ancak AKP şimdiye kadar yargıya beslenen güvensizliği, güven artırıcı çabalarla gidermek yerine hep egoistçe sömürdü, kötüye kullandı. Bu güvensizliği, zırhlanın deldirmeme kavgasının bahanesi yaptı.

Efendim neymiş; "dokunulmazlık aslında halkın hakkını koruyan parlamenterin güvencesi"imiş..

Hayır, adaletten daha öncelikli güvence yoktur.

Görev süresi dolan Yargıtay Başkanı Özkaya dün dikkate değer bir öneri açıkladı:

"Biz, milletvekili hemen içeri alınsın demiyoruz. Soruşturma yapılsın, deliller toplansın, milletvekili mahkûm olursa infaz yine dönem sonuna bırakılsın.."

Bakalım bu öneri hangi yeni kurt masalının gürültüsüne getirilecek!

DİĞER YENİ YAZILAR