En hassas dönem

Haberin Devamı

Kökten dinci terörün uğursuz varlığını hatırlatmak için sıklıkla seçtiği yerdir ülkemiz.

ABD’nin Ankara’daki Büyükelçiliği dün bir intihar eylemcisinin saldırısına hedef oldu.

Büyükelçiliğin güvenlik düzeni böyle olaylarda duymaya alıştığımız çoklukta can kaybı doğmasına izin vermedi ama olay önemlidir ve asla hafife alınmamalıdır.

Bir canlı bomba Ankara’nın kalbinde kale gibi korunan ABD Büyükelçiliği binasının personel kapısına ulaşmış, elçiliğe ait alana adımını atabilmiştir.

İstihbarat ve güvenlik örgütlerimiz için utandırıcı bir zafiyettir.

Kim yaptı sorusu cevaplandı. Ama önemli olan uğursuz eyleme azmettiren gücü öğrenmektir.

Eylemin Amerika’ya ve bölgedeki müttefiklerine gözdağı verme niyeti akla yakın duruyor.

Çünkü birkaç gün önce İsrail, Suriye’deki önemli bir hedefi havadan vururken NATO da Patriot füze savunma sistemini Türkiye sınırına kurmuştur.

Sol mu, El Kaide mi?

El Kaide eylem ihtiyacı duyduğunda Türkiye’yi kullanmayı alışkanlık hâline getirdi.

2008 temmuzunda ABD İstanbul Başkonsolosluğu’na yönelik bir saldırı gerçekleşmiş, El Kaide’ye bağlı oldukları bildirilen saldırganlar öldürülmüştü.

2003 kasımında yaşadığımız dehşet ve acıyı unutmadık.

Beş gün arayla gerçekleştirilen ikiz eylemler, iki sinagog, bir banka yönetim binası ve İngiltere Başkonsolosluğu 60’a yakın insana mezar olmuştu.

İçişleri Bakanı Muammer Güler intihar eylemini yapan kişinin “yasa dışı sol bir örgütün üyesi” olduğunu söyledi ama mensubiyet terör dünyasında kesin bir doğrulayıcı olmuyor.

Çünkü tetikçi kukladır; önemli olan onu ölmeye ve öldürmeye gönderen örgütü tespit edebilmektir.

Dışarıdan görünen...

Saldırının El Kaide lideri Bin Ladin’in damadı Süleyman M’nin Ankara’da yakalanmasından hemen sonra yapılması acaba bir taşeronluk ilişkisini ele verir mi?

Bilinemez ama MİT ve CIA işbirliği ile yakalanan bu terör baronu değerli bilgiler verecektir.

Haber alma konusunda çok güçlü ve etkili bir ağ kurmanın büyük değer taşıyacağı bir dönemi yaşıyoruz.

Savunma ve istihbaratın en yüksek verim düzeyinde olması gereken günlerdeyiz.

Arap Baharı belli ki bölge halklarına acı vermeye devam edecek. Amerika’ya tepki, nefret üretecek, Türkiye’nin oyuna müdâhil olma merakı bizi böyle eylemlerin hedefi yapabilir.

Hep hazır olmak gerek. Hazır mıyız?

Son Economist dergisi şunu yazıyor: “NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip; Irak, İran ve Suriye’ye komşuluk eden; Ege, Karadeniz ve Akdeniz ile çevrili olan fakat donanmasına komuta edecek kimsesi bulunmayan bir ülke hayal edin.”

İnşallah durum, dışardan göründüğü kadar kötü değildir!

DİĞER YENİ YAZILAR