En güvenli ve faziletli yol...

Haberin Devamı

Bülent Arınç ölümü hatırlatmıştı, dün de Çalışma Bakanı “Bu ülkede kanı bozuk olanlar var” kerametini yumurtladı!

Bu lâfı bir “hematolog” sıfatıyla değil siyasetçi kimliğiyle söylüyor.

Siyasi çıkar uğruna din istismarı yapanların halkı korkutmaları gerektiği zaman akıllarına nedense hep kan geliyor.

Üstatları Necmettin Hoca da sık sık sormaz mıydı “Kanlı mı olacak, kansız mı” diye?

İktidar partisinin üst katlarından savrulan hakaret, tehdit ve şantaj sözcükleri kapatma davasından dolayı çok telâşlanmış olduklarını kanıtlıyor.

İsmet Paşa’nın “Suçluların telâşı içindesiniz” sözü sanki onlar için söylenmiş!

İki seçenek var...

Global ekonominin pusulası Financial Times gazetesi, bir uzmanın görüşüne dayanarak Türkiye’nin “siyasi ve ekonomik istikrarı riske atan büyük bir siyasi krize kilitlendiği” yorumunu yaptı dün.

Kapatma davasının “kökleri İslâm” olan AKP ile giderek “kuşatılan” laik kurumlar arasındaki çatışmayı körükleyerek duraksayan yapısal reformlar sürecini tamamen dondurabileceğini yazdı.

Bu tespit iktidarı şöyle bir yol ayrımına getiriyor:

“Türkiye’nin yüz yüze geldiği riskleri laik güçleri baskılamak için mi kullanalım, yoksa kaybolmuş olan güven duygusunu ayağa kaldırmak için biz mi iddialarımızdan geri adım atalım?”

Haberler pek ümit verici değil. Tayyip Erdoğan kurmaylarına İspanya ve İtalya uygulamalarını incelemeleri için talimat vermiş.

Karga-şahin farkı

Niyet bellidir: Kalesine penaltı atılacak olan AKP’nin kaptanı, kuralları ters çevirme gücüne sahip bulunduğunu vehmederek “Penaltıyı öbür kaleye ben atacağım” demeye hazırlanıyor!

Süreç başladıktan sonra kuralları değiştirmenin hukuk ve ahlâk engellerine saldırabilirler mi? Evet mümkün.

Çünkü davayı açan Başsavcı’ya reva gördükleri hakaretler, AKP’yi denetleyen bir ayıplar listesi bulunmadığı şüphesini doğuruyor.

CHP lideri Baykal dünkü parti grubunda en çok alkışı iki hatırlatma ile aldı.

DTP ile ilgili kapatma davası için Başbakan “Yargıya intikal eden konular hakkında konuşmamız yanlış olur” demişti, hatırlarsınız.

Meclis Başkanı Toptan daha da şık bir değerlendirme yapmıştı:

“Türkiye hukuk devletidir. Herkes güvensin, müsterih olsun.”

Aynı iş AKP’nin başına açılınca...

Başbakan Başsavcı’ya Ergenekon çamuru attı, Meclis Başkanı da “Ben 23 Nisan’da çocuklara ne diyeceğim şimdi?” diye naif demeçler vermeye başladı.

İktidar önderleri, Türkiye’yi risk ikliminden bir an önce uzaklaştırmanın arayışına kafa yormalıdırlar.

Kendilerine göre hukuk yapmaya çalışmak, sadece suçlamaları ne kadar hak ettiklerine dair inancı artıracaktır.

AKP için bu krizden çıkmanın en güvenilir ve faziletli yolu bellidir:

Adaletten kaçmalarını sağlayan hukuk hokkabazlıkları peşinde koşmak yerine, üstüne yemin ettikleri Anayasa’ya saygı göstermek!


DİĞER YENİ YAZILAR