Empati yapın!

Haberin Devamı

Neredeyse babanın oğula şüphe beslediği bir ilişkiler çürümüşlüğüne sürükleniyoruz.

Hastalığın temelinde iktidarın tüm kurumları zaptetme ihtirası var.

Ancak yargının bağımsız, güvenlik gücünün tarafsız olduğu bir düzende korkusuz yaşama hakkından söz edilebilir.

Oysa kurulan özel mahkemelerin toplum vicdanında yarattığı rahatsızlıklar ve polisin bir tarikatın örgütlenme alanı haline geldiğine dair ciddi şüpheler hepimizin hayatını etkilemektedir.

Kurumlar, bireyler esas uğraşlarından ister istemez uzaklaşarak fitne-fesada karşı kendilerini savunmanın derdine düşmüşlerdir.

Ana muhalefet partisi lideri dün televizyonda halka duyurmaya çalışıyordu.

Biliyorsunuz “İrticayla Mücadele Eylem Planı”nın orijinal halini bir ihbar mektubu ekinde savcılara gönderen “subay” elektronik postayla bir mektup daha gönderdi.

Deniz Baykal, yapılan şeyin bir psikolojik savaş yöntemi olduğunu, ihbar mektuplarındaki ayrıntıları bilerek anında tepki göstermenin tek başına bir kişinin üstesinden geleceği iş olamayacağını söyleyerek haklı bir şüphe seslendiriyordu:

“Bunun arkasında acaba bir ekip mi var? Bir siyasi hesaplaşma kampının faaliyet halinde olduğu belli. O karargâhın da iktidar himayesi altında olduğundan şüphe yok!”

Saygısız kulaklar

Baskı rejimleri muhalif potansiyele sahip insanları tedirgin eder. Bunun en yaygın uygulaması telefon haberleşmelerinin izlenmesidir.

Türkiye son yıllarda Yargıtay telefonlarının bile yasa dışı dinlemeye tabi tutulduğu bir ülke durumuna düştü.

YARSAV Başkanı Eminağaoğlu’nun Yargıtay santralının dahi gizli dinlendiği konusunda yaptığı suç duyurusuna bağlı mahkeme kararı ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nda dün saatler süren bir arama yapıldı.

“Yüksek yargıçları dinlemeye cüret edebilen gözü dönmüşlük başkalarına neler yapmaz” sorusu, telefonda konuşan her Türk vatandaşın ortak tedirginliği haline gelmiştir.

Şüphe ve güvensizliğin gölgesi her gün biraz daha koyulaşıp genişliyor.

4 Kasım akşamı Ankara’da Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’na polis kimliği gösteren iki kişi gidip “Burada ne yapıyorsunuz, niye toplandınız?” diye soru sordu.

Günah iktidarın

Tabii ki kimse “Size ne?” diye tepki gösteremedi. Çünkü polis devletinin merakı sorgulanamaz.

Rahmetli gazeteci Uğur Mumcu’nun eşi olan CHP Milletvekili ve Meclis Başkanvekili Güldal Mumcu haklı olarak şu soruyu sordu:

“UM-AG Vakfını ve öteki demokratik kitle örgütlerini taciz etmek, sindirmek mi istiyorlar?”

Geçen gün Bülent Arınç’ın bir sözü iktidarın da aynı dertten muzdarip olduğunu düşündürüyordu. “İrtica Eylem Planı” bağlamında ortaya çıkan sıkıntılardan söz ederken Arınç şunu dedi:

“TSK’nın başındaki şahsın da silâhlı kuvvetlerimizin demokrasiye olan bağlılığını vurgulayacak sözlerine ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.”

Orgeneral Başbuğ bu söyleneni defalarca yaptı ama güvensizlik ortamı daha fazlasını talep ediyor demek ki..

İşte görsünler; güven duygusunu kaybedenler kolay kolay tatmin olmuyor.

AKP önderleri empati yapmalıdır. Belki o zaman adalet, özgürlük ve laiklik konusunda güven vermeyen bir iktidarın ülkede yaratacağı azabı tahmin edebilirler.

Yedi yıldır iş başındalar; bu günahın hiçbir bahanesi ve suç ortağı yok!

* Empati, insanın kendisini karşısındaki

insanın yerine koymasıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR