Elimiz mahkûm!

Cumhurbaşkanı Sezer Amerika'nın izole ederek dize getirmeye çalıştığı Suriye'ye gitsin mi gitmesin mi?

Haberin Devamı

Cumhurbaşkanı Sezer Amerika'nın izole ederek dize getirmeye çalıştığı Suriye'ye gitsin mi gitmesin mi?

Halk arasında böyle durumları anlatan güzel bir söz vardır: Eli mahkûm.

Cumhurbaşkanı Sezer'in durumu da aynı. Bunca olan bitenden ve söylenen onca sözden sonra gitmek zorunda.

İyi yönetilemediği takdirde büyümeye aday bir kriz tablosu ile karşı karşıyayız. Hükümet, daha önceki krizleri yönetmekte sürüklendiği başarısızlıkların tecrübelerinden yararlanarak Cumhurbaşkanı ile etkili bir politika oluşturabilirse işin içinden çıkabiliriz.

Bilindiği gibi 14 Şubat'ta Lübnan'ın en parlak politikacısı ve eski başbakanı Hariri'ye yönelik suikast ardından Amerika Suriye'ye karşı büyük çaplı bir uluslararası dayanışma oluşturdu.

Suriye'nin Lübnan'dan çekilmesini öngören Güvenlik Konseyi kararına Amerika, AB'nin, Arap dünyasının hatta Rusya'nın desteğini sağlamayı başardı.

Hak etmiyor ama..
Şimdi Washington, uyguladığı izolasyon politikasına zarar vereceğini düşünerek Cumhurbaşkanı Sezer'in Şam ziyaretini önlemeye çalışıyor.

Bunda iki ülke arasına giren güvensizlik virüsünün de etkisi var.

Ama asıl ABD Ankara Büyükelçisi Edelman'ın Türkiye'yi Suriye'ye karşı oluşturdukları uluslararası mutabakata katılmaya çağıran sözleri belirleyici olmuştur. Çünkü o sözler "aba altından sopa gösteren" tahrik edici bir tavır olarak algılanmıştır.

Türkiye demokratik bir ülke. Halkı bağımsızlığına hassastır. Evet, hariciyemiz bölgeyi iyi okuyamadığı için bu ziyarete angaje olmuştur ama çok konuşan büyükelçinin alerji uyandıran sözleri nedeniyle yanlıştan dönme şansını da kaybetmiştir.

Suriye, uğruna fedakârlık yapmamızı hak etmiş bir komşu değil. Bu rejim bölücü teröre ve elebaşına yataklık ederek, iyi komşuluğa ihanet etmiş, Türkiye'ye en büyük düşmanlığı yapmış bir ülkedir. Buna rağmen yeni yönetime bir şans tanımak hakkına sahibiz.

İyi diplomasi lâzım
Aynca Güvenlik Konseyi'nin 1559 sayılı kararı, Suriye'yi izole etmeyi değil, Lübnan'daki askerlerini geri çekmesini öngörüyor.

Ar, namus adına bu ziyaret yapılacağına göre şimdi mesele, ziyareti uluslararası mutabakat içinde Türkiye'nin pozisyonunu güçlendirecek biçimde planlamaktır.

Güçlü ifadelerle vurgulamakta eksik ve tepki göstermekte geç kalmakla beraber Türkiye Suriye'nin Lübnan'daki askeri varlığına baştan beri karşıdır.

Cumhurbaşkanı'nın ziyareti, Amerika'ya karşı Suriye'ye direnme cesareti veren bir destek ve dayanışma amacı taşımayacaktır. Zaten bu düşünülemez.

Sezer, bölgede barış isteyen komşu bir ülkenin Cumhurbaşkanı sıfatı yanında uluslararası toplumun sözcüsü rolünü de üstlenebilir.

Ve uluslararası mutabakata Şam yönetimine tebliğ etmek gibi bir görev yapabilir.

Yeter ki meramımızı dost ve müttefiklerimize iyi anlatacak ve inandırıcı olabilecek bir diplomasi becerimiz olsun..

DİĞER YENİ YAZILAR