El koyun!

Din sömürüsü yoluyla soyulan vatandaşları kamu otoritesi on yıl önce uyarmaya başlamış... İslâmi holdinglerdeki göçüğün doğurduğu zararda o kadar çok suçlu ve günahkâr var ki... Bunlar kurbanların uyandırılmasını önledikleri bir yana, devlet kurumlarının soyguna “dur” demesini ve sorumluların yakasına yapışılmasını da önlemişler

Haberin Devamı

Din sömürüsü yoluyla soyulan vatandaşları kamu otoritesi on yıl önce uyarmaya başlamış...

İslâmi holdinglerdeki göçüğün doğurduğu zararda o kadar çok suçlu ve günahkâr var ki... Bunlar kurbanların uyandırılmasını önledikleri bir yana, devlet kurumlarının soyguna “dur” demesini ve sorumluların yakasına yapışılmasını da önlemişler.

O zaman “Müslümanların örgütlenip iş hayatında kazanmasını çekemiyorlar” diyenler şimdi ne diyorlar?

Başbakan Almanya’da ağlayan gurbetçileri “Parayı verirken bana mı sordunuz” diye paylamıştı.

AKP’yi destekleyen tarikatlar ve İslâmi medya, gurbetçileri tuzağa çekerken Tayyip Erdoğan “Durun, paranızı bir kâğıt parçasına yatırmayın” demediğine göre, hatta bu dolandırıcılara dört yıldır hiç ilişmediğine göre nasıl bu günahın dışında tutabiliyor?

Meclis araştırma komisyonu, toplanan paranın 5 milyar Euro olduğunu belirtiyor. Nerede bu paralar?

İsviçre’den yapılan bir havale, paranın yarısının holdinge, yüzde 10’unun parayı toplayanlara verildiğini, yüzde 40’ının da Türkiye’deki bazı kişisel hesaplara yattığını ortaya koyuyor.

Bu rezalet iktidarın yumuşak karnı oldu. CHP lideri dün YİMPAŞ’ta sorumluluk alan kaç AKP milletvekili olduğunu soruyordu.

Güven ve itibar kayboldu, gemi buz dağına tosladı. Yarısı daha toplandığı aşamada buhar olan birikimlerden hiç değilse geriye kalanları kurtarmak istiyorsa iktidar bir yasal çıkış yolu bulup holding firmalarını suça bulaşmış yöneticilerin elinden almalıdır.

“Hukuken yetkimiz yok” demesinler sakın.

Uzanlar için özel yasalar çıkaran, fındıkla oynarken Fiskobirlik’in yönetimini değiştiren bu iktidar değil midir?

Bir iktidar ancak ortak olduğu bir suçla yüzleştiği zaman bu kadar hareketsiz kalabilir!

Marjinal uç örnek
Başbakan “ulusa sesleniş” konuşmasında laik rejimin geleceği konusunda kendine göre güvence verdi.

Mesela dedi ki...

“Milletimiz, Anayasal rejimine de, demokratik, laik cumhuriyetine de sadakatle bağlıdır. Zaman zaman ortaya çıkan bazı marjinal uç örnekler bu gerçeği değiştiremez, milletimizi cumhuriyetimizin kuruluş ideallerinden uzaklaştıramaz.”

Hukukî ve ahlâkî olarak ideal tarifleri seslendiren, resmi sözcü ağızlarıdır bunlar. Ama ne yazık ki gerçek farklıdır.

Milletimizin laik cumhuriyete sadakatle bağlı olduğu gerçeğini Başbakan’ın kabul etmesi güvence vermek değildir.

Gelecek Cumhuriyet Bayramı’nda Çankaya’yı türbanlılarla doldurma hayalini kuran milletvekilleri;

Ellerinden gelse bütün okulları imam-hatip yapacak işgalci kadrolar;

“Cumhuriyet’i oluşturan temel değerlerin yerini daha İslâmi bir yapıya bırakması zamanının geldiğini” söyleyen Başbakanlık Müsteşarı...

Bunlar ortada durdukça Başbakan’ın güvenceleri hiç inanılır olmayacaktır!

DİĞER YENİ YAZILAR