Apo İmralı'dan terör örgütünü ve siyaseti yönetmeye devam ettiği sürece kimse bu ülkenin "hukuk devleti" olduğunu iddia edemez.
Abdullah Öcalan bugün ömür boyu hapse mahkûm bir terör suçlusudur. Ölüsü dirisinden daha tehlikeli olur diye devlet onun için İmralı adasında "kişiye özel bir cezaevi" oluşturmanın külfetini göze almıştır.
Ama o ne şekilde karşılık veriyor?
Dağdaki adamlarına kâh "ateşkes yapın" diyor, kâh "ateş serbest" diyor. Bir eliyle ihanetine maşalık eden katilleri oynatırken bir eliyle de güya demokrasi yapıyor:
Parti kurduruyor, başına geçecek adamları, kadınları işaret ediyor.
Dünyanın hiçbir yerinde halk ve devlet düşmanı bir terör elebaşısına böyle bir imtiyaz tanındığı görülmemiştir.
Devletin tahsis ettiği "ofis" inden dağdaki adamlarını yöneten bir terör örgütü liderine Öcalan'dan başka örnek bulamazsınız.
Devlet himayesinde
Apo talimatlarını nasıl ulaştırıyor? İki ihtimal var: Düzenli aralıklarla konuştuğu avukatları veya yakınları aracılığıyla.
Bu suçtur. Sonuçlan da artan şehit cenazeleri ile kendini belli ediyor.
Adalet Bakanı Çiçek Apo'ya hiçbir ayrıcalık tanınmadığını söyledi ama sistematik olarak işleyen ağır suça engel olunamıyorsa buna kim inanır?
Öcalan'ın avukatları ve yakınlarıyla konuşmaları görüntülü ve sesli olarak izleniyor. Bu, ulusal güvenliğin her ülkede titizlikle uygulanan bir tedbiridir.
Eğer suç bugüne kadar önlenememiş ve mesaj taşıyıcılardan hesap sorulmamışsa, kabul edilemez bir ayrıcalık yürüyor demektir.
Milli güvenliğe yönelik ciddi bir tehdide rağmen suç önlenemiyorsa hukuk devleti çalışmıyor demektir.
Peki demokratik toplum itiraz görevini yapıyor mu? Hayır!
Siviller konuşabilse
Bu rezaleti gündeme getirmek, ne yazık yine askerlere düşmüştür. Üst düzey komutanlar peş peşe uyarmak zorunda kaldılar:
"Öcalan İmralı'da Şam'da olduğundan daha rahat hareket ediyor!"
Demokrasi yalnız eleştirmek değildir, daha çok sorumluluk ve gerektiğinde risk almaktır. Bu meselede sivil toplum "çok konuşuyor" diye askerleri eleştiremez.
Halkın vicdanını seslendirmek bir mecburiyet olarak askerlere düşüyorsa sivil toplum kusuru kendinde aramalı.
Demokrasi hak aramak ve hukuk düzenini savunmaksa, askerler sivillerden daha ilerde. Çünkü onlar en azından Apo'nun İmralı'dan yönettiği katillerin hedef aldıklan Mehmetçik'in hakkını koruyorlar. Ve bu yüzden eminim halkın şükranını da hak ediyorlar.
Artmaya başlayan şehit cenazeleri halkın oyları ile seçilmiş meclisi, hükümeti, sivil toplum kuruluşlarını asker dürtmeden harekete geçiremiyorsa kim "bu ülkede demokrasi var" diyebilir?
Eksik değerler
Apo İmralı'dan terör örgütünü ve siyaseti yönetmeye devam ettiği sürece kimse bu ülkenin "hukuk devleti" olduğunu iddia edemez
Haberin Devamı

