Eksik ama evet!

Haberin Devamı

Yargıya yönelik güvensizlik duygusunu giderecek her adım makbuldür, hayırlıdır.

Hâkim ve savcıların terfilerinde uygulanacağı bildirilen yeni kriterler ümit veren adımlardır.

Aslında biz, hukukun üstünlüğüne dayalı bir Avrupa toplumu gibi yaşamanın garantisine sahibiz.

Mesela bir meselede milli yasamız ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı çelişiyorsa, savcılarımız, hâkimlerimiz yerel mevzuatı değil AİHM içtihatlarını temel alarak karar oluşturmak zorundadır.

Anayasamıza göre bu bir tercih değil mecburiyettir!

Yeni kriterler, yanlış kararlar nedeniyle Türkiye’nin AİHM’de mahkûm olmasına sebep olan savcı ve hâkimlerin terfilerini olumsuz etkileyecektir.

Bu durum ister istemez tarafsız bir yargının oluşmasına ve adalete dönük güven duygusunun ayağa kalkmasına yardım edecektir.

Yargıtay’dan geçiyorsa...

Burada hatıra şu soru geliyor:

Adaletsizlik yakınmalarının tümü AİHM içtihatlarını dikkate almayan mahkemelerle mi ilgili? Şüpheli...

“Yerel mahkemelerin hâkimleri, savcıları AİHM içtihatlarını okumuyor” yakınmaları sorunun tek sebebi değil çünkü.

Eğer bu yanlış kararlar Yargıtay’dan geçebiliyorsa, demek ki Avrupa uygulaması temyiz aşamasında da devreye giremiyor.

Demek ki yüksek mahkemenin yargıçları da AİHM’nin yol gösterici ışığından yararlanmıyor. Onlar da içtihatları okumuyorlar...

Sonra iktidar baskısı... Yaşanan tecrübeler şunu öğretti:

Siyasi iktidar, elindeki aşırı güç birikimini yargıyı yönlendirmek amacında kullanmaktan vazgeçmediği sürece hiçbir tedbir tarafsız ve adil bir yargı düzenine ülkeyi kavuşturamaz.

İşlerini doğru ve düzgün yaptıkları için harcınmış, savrulmuş, işinden edilmiş hâkimler ve savcılar bu gerçeğin tanığı ve kanıtıdır.

İktidar yargıdan elini çekmediği sürece adaletten hayır bekleyemezsiniz.

Önce iktidar istemeli...

Deniz Feneri savcıları suç işledikleri için mi; hayır işlerini doğru yaptıkları için mahkemeye verildiler.

Özel yetkili mahkemenin hâkimi, AİHM içtihatlarını görmediği için mi sürüldü? Hayır tam tersine “tutukluluk ceza değildir, istisnadır” diyen AİHM’yi dinlediği için cezalandırıldı!

Devletin temeli olmaya lâyık sağlamlıkta bir adalete kavuşmanın birinci şartı, bunu herkesten önce siyasi iktidarın istemesidir.

Bu yazıyı yazarken Müjdat Gezen’in başından geçen olayın haberi geldi.

Halkın zekâ düzeyini alaya alan Aziz Nesin’in bir sözünü AKP’nin seçim zaferini hicvederken kullandığı için başı derde giren Müjdat Gezen, Bursa’da gençlere anlatmış:

“15 AKP milletvekili bana dava açtı ‘Bize aptal dedi’ diye. Ama davayı ben kazandım. Sonra aynı davayı Başbakan bana açtı. Bu kez de o kazandı. Öyle çifte standart yok. Direkt bir standart var. O da oraya, ona çalışıyor!”

Eşitlik saygı görmüyorsa hiçbir kriter adaleti ayağa kaldıramaz.

***


İleri demokrasi pahalı!

Meclis konuşmalarında hakaret ettiği iddiasıyla Başbakan CHP lideri aleyhine 100 bin liralık tazminat davası açmıştı, biliyorsunuz.

Kesmemiş olmalı ki, daha önceki salı konuşmaları için de dün beş dava daha açtı.

Davalık konuşmaların maliyeti bu suretle 150 bin liraya ulaştı.

Demek ki siyaset yapmak her babayiğidin harcı değil artık.

Burası ileri demokrasi. Hele eleştiri yapacaksanız...

Paranız kadar konuşacaksınız!

DİĞER YENİ YAZILAR