Eksiğimiz tarafsız Cumhurbaşkanı

Haberin Devamı

Kurumlar arasındaki güvensizliğin doğurduğu çatışma hali yorucu ve bıktırıcı olmaya başladı.

Kanun yapma usulü bile katakulli yöntemlerinden ilham alıyor.

Son olayın hesaplaşması bu nedenle Anayasa Mahkemesi’ne kadar gidecektir.

İktidar grubu “Siviller askeri mahkemede yargılanmasın” önerisine “Askerler sivil mahkemede yargılansın” değişikliğini eklemek suretiyle muhalefeti uyutmuştur ama zafer mi kazanmıştır? Hayır..

Meclis zeminini de kaygan hale getiren hileden iktidar daha büyük zarar görecektir.

Değişikliği CHP lideri “iktidarın elini TSK içine sokma girişimi” olarak değerlendirirken Başbakan ana muhalefeti samimiyetsiz davranmakla suçladı:

“Çıkan yasa darbeye ve darbecilere karşı. (CHP’nin 12 Eylül’ün yargılanmasına dönük çağrısına gönderme yaparak) Hani samimiydin?”

Yasa değişikliğinin, Avrupa Birliği’nin talepleriyle uyum içinde olduğu söylenebilir belki ama buradaki itiraz yasa yapma tekniğinin yozlaşmasına ve kuralların hiçe sayılmasınadır.

Kuvvetler ayrılığı ilkesinin terbiye edici disiplini ne yazık ki AKP’nin gücünü demokrasiye saygılı biçimde kullanmaması yüzünden işlemiyor.

İktidar istediği her yasayı meclisten geçirebilir. Muhalefetin yapabileceği engelleme sadece geciktirmedir. AKP buna bile sabır göstermiyor.

Gücünü kötü kullanıyor ve yüksek yargıyı da ele geçirerek önünde hiçbir denetim mekanizması bırakmama hayalini her fırsatta açığa vurarak korkutucu oluyor.

Şu anda Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu şey, anayasamızın tarifine uyan tarafsız bir cumhurbaşkanıdır.

“Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetecek” ve tarafsızlık yeminine bağlı kalacak bir cumhurbaşkanı...

Burada yasanın biçimi özünden önemli hale gelmiştir. Etiğe ve yasa yapma tekniğine uymayan bir meclis, sistemi iflâs ettirir.

Cumhurbaşkanı Gül’ün “Bu yasa olmamış bir daha görüşün” diye geri göndermesi ihtimali var mı?

Mayın yasası öğretti ki böyle bir ihtimal neredeyse sıfırdır.

İktidarın kontrol edemediği gücü her gün daha fazla hasar doğuruyor!

Asimetrik yaklaşımlar

Asker her fırsatta “darbe dönemleri bitti” derken Başbakan niçin bu korkuyu canlı tutmak istiyor?

Merak ediyorum... Anayasa Mahkemesi AKP’nin laikliğe karşı eylemlerin odağı olduğunu 1’e karşı 10 oyla tespit etmiştir.

Bu durum en verimli propaganda silâhını AKP’nin elinden almıştır. Acaba Erdoğan din sömürüsü yapmaktan korktuğu için mi darbe istismarına böyle sarıldı?

DP lideri Cindoruk dün şüphe değil hüküm ifade ediyor: “Darbelerden korkuyorlar. Çünkü korkacak şeyler yaptılar!”

Silâhlı Kuvvetler’in darbeci geçmişini öven pek yok ama bugünkü duruş ve anlayışına haksızlık sayıyorum darbe kuruntularını.

Genelkurmay Başkanı Başbuğ’un bugünkü MGK toplantısından önce Başbakan’la teke tek görüşme isteği bile takdire değer bir duyarlılıktır.

Çünkü son basın toplantısında Başbuğ TSK’nın “medya üzerinden asimetrik bir psikolojik harekâta hedef” yapıldığını belirtmiştir.

Bir Genelkurmay Başkanı, yeterli kanıtı yoksa böyle konuşmaz.

Buna rağmen tüm ayrıntıları MGK’da tartışmaya açmak yerine Başbakan’ın bilgisine sunmayı daha yararlı görmüştür.

Çünkü mağdur edildiklerinin tescilini değil, komplocu odakların tasfiyesini istiyor!

DİĞER YENİ YAZILAR