Eğitim birliğine son darbe indi!

Haberin Devamı

Türban ve imam hatip denildiği zaman iktidarın gözü bir şey görmüyor.

Üniversiteye girişte imam hatip mezunlarının önlerini açan YÖK kararını yorumlayan 23 Temmuz tarihli yazımı şöyle bitirmiştim:

“YÖK’ün bu kararına yargının söyleyeceği bir söz mutlaka olacaktır. Laik eğitimin helvasını karmaya hazırlananlar acele etmesin!”

Karara karşı Danıştay’da dava açıldı ama iktidar onu beklemeden bitirici hamlesini yaptı:

31 Temmuz tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan yeni İmam Hatip Liseleri Yönetmeliği’ne göre bu okullar din görevlisi yetiştiren meslek okulu konumundan hem mesleğe hem de yüksek öğretime hazırlayıcı programlar uygulayan lise statüsüne getirildi.

Katsayı farkını kaldıran kararın yargıdan dönmemesi ve imam hatip liselerinin yeni tarifine uygun biçime girmesi halinde Cumhuriyet’in temel yasalarından biri olan, eğitim ve öğretimde birliği sağlayan Tevhid-i Tedrisat Kanunu fiili olarak sona erecektir.

Çünkü bu yasa imam hatiplere dar bir çerçeve çiziyordu. Milli Eğitim Bakanlığı’na imam hatiplik gibi din hizmetlerinin yerine getirilmesi ile uğraşacak memurların yetişmesi için “ayrı mektepler açma görevi” veriyordu.

Artık laik eğitim veren düz liselerin alternatifi olarak tüm yüksek öğrenim alanlarına öğrenci hazırlayacağı için bu okulların sayıları hızla artacaktır.

İktidarın din eğitimi veren liselerle laik eğitime dayalı liseler arasında tarafsız ve adil davranacağını kimse hayal edemez.

Tarikatların da desteği ile birleşerek katlanacak olan iktidar koruması, dini eğitim veren liseleri laik eğitim veren liselerin sayısına hızla yaklaştıracaktır.

İktidarın kuramcıları, din eğitimi almış bürokratların çoğalması ile daha İslâmî bir devlet düzeni oluşacağını savunuyorlar.

İmam hatiplerle ilgili iki önemli dönemeç, siyasal İslâm ideolojisini içselleştirmiş valileri, kaymakamları, hâkimlerle savcıları ve devletin bütün can alıcı noktalarına oturacak yandaş bürokratları kısa zamanda emre amade kılacaktır.

Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmaktan Anayasa Mahkemesi’nde hüküm giymiş bir iktidarın böyle adımlar atarken daha etraflı düşünmesi gerekir ama olmuyor işte.

İmam hatip ve türban denince AKP kendini kaybediyor!

İnce uzun yol...

Başbakan Erdoğan’ın DTP Genel Başkanı Türk’le buluşmayı kabul etmesi yerinde bir karardır.

İktidar sonuç almak istiyorsa, meşru bir muhatap yaratmak zorundaydı.

Dün “DTP’yi PKK ile aynı kefede değerlendirmiyorum” diyen Başbakan, ihtiyacı olan muhatabı yaratmaya çalışıyordu.

Dileriz Ahmet Türk de Başbakan’ı doğrulayan bir duruşu kısa zamanda benimser. Çünkü çözüm arayışlarında DTP’nin terör örgütünün siyasi uzantısı olarak görülmemesi büyük önem taşıyor.

Toplumun psikolojisi, PKK ile dolaylı görüşmeler yapıldığı şüphesi ile zehirlenmemelidir.

İktidar da ciddi ise standart alışkanlıklarını terk etmelidir. Mesela Başbakan güven yansıtan ve yaptığı işe inanan bir devlet adamı görüntüsü vermiyor.

Ahmet Türk’le “Genel Başkan sıfatı ile görüşecek”miş...

Niye; Başbakan sıfatı ile görüşürse sakınca doğuracak konular mı var gündeminde?

Arama toplantıları, ne yapacağını bilmeyen, bildiğini de korkudan başkasına söyletmeye çalışan bir iktidar görüntüsü veriyor.

Koyun pazarlığı alaturkalığı, büyük ümitler bağlanan süreci tıkayabilir; dikkat!

DİĞER YENİ YAZILAR