Egemenlik millette mi?

Haberin Devamı

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.

23 Nisan ruhu sonsuza kadar yaşasın!

Türkiye Cumhuriyeti yanmış yıkılmış bir imparatorluğun kalıntıları içinde bile yaşamaya devam eden bağımsızlık ruhunun mucizevî şahlanışı sayesinde doğdu.

Mustafa Kemal ve bir avuç yorgun savaşçı namus ve haysiyetlerini koruma azmi ile kahramanlık destanları yazarak kutsal amaçlarına ulaştılar.

Hepsini rahmetle, saygı ve minnet duyguları ile anıyoruz.

Doksan yıla rağmen

Kurtuluş savaşının 1920’ler dünyasında hayale sığmayacak bir yöntemle, yani seçilmiş bir meclisin denetimi altında yapılması, zaferin değerini arttırıyor.

Tam doksan yıl önce ulusal egemenliği temsil eden bu meclis ülkeye bağımsızlığını kazandırdı. Aynı meclis bugün ulusal egemenliği temsil konusunda yetersizlik görüntüleri veriyor.

Çünkü bağımsız erk gibi davranamıyor.

Hayatın yasalarına aykırı ama bugünün siyasetçileri Atatürk’ün neredeyse bir asır önceki görüşlerinin gerisinde kalıyorlar.

Bakın o buhranlı günlerde ne kadar doğru şeyler söylemiş:

“Devletimizin sonsuza dek sürmesi için, ulusumuzun refah ve mutluluğu için, hayatımız namusumuz, şerefimiz, geleceğimiz için muhakkak en kıskanç duygularımızla ve bütün gücümüzle ulusal egemenliğimizi koruyacak ve savunacağız.”

Ulusal egemenliğin kıblesi TBMM’dir. Millet egemenliğinin güvence altına aldığı değerleri demokratik rejim içinde ancak bağımsızlığına kıskançlıkla bağlı bir meclis koruyabilir.

Çünkü gelişi güzel insanlar taşıdıkları sorumluluğun farkında olmayabilirler. Bakın Atatürk bu konuda ne diyor:

Yanlıştaki birlik...

“Bir ulusun egemenliğini güven içinde koruması, kendine özgü yaradılışa ve üstün bir yetişmeye bağlıdır. Bir ulus ki siyasal eğitiminde toplumsal eğitiminde vatanseverlik duygusunda noksanlık vardır; öyle bir ulus egemenliğini gerektiği ölçüde bir güçle elinde tutamaz.”

Atatürk’ün yaptığı şu tespit ne kadar hazin ki yaşayan bir gerçeği değil, uzak bir özlemi ifade ediyor:

“Bu devletin, bu ulusun başında hiçbir güç yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir güç vardır; o da ulusal egemenliktir. Yalnız bir makam vardır; o da ulusun yüreği, vicdanı ve varlığıdır!”

Bugünün gerçeği bu mu?

Başbakan’ın Anayasa’yı değiştirmek için yaptığı hamleye iktidar milletvekillerinin verdikleri “eksiksiz destek”, Atatürk’ün dayandığı güvencelerin kaybolmaya başladığını düşündürüyor.

Yığınla yanlış üstünde 336 kişinin birleşmiş olması açıklanamaz ama önümüzde duruyor işte!.

Doksanıncı yılında ulusal egemenliğin, sırtındaki kamburlardan kurtarılması gerekiyor.

Bağımsız bir meclis ve bağımsız bir yargı için liderin değil, doğrudan halkın seçtiği milletvekilleri gerekiyor.

Millet kaderine gerçekten egemen olursa hayat her gün bayram olur bu ülkede!

DİĞER YENİ YAZILAR