e-devlet, ya Allah

Haberin Devamı

Güvenilir bir araştırma, insana kuşatılmışlık duygusu veren tüyler ürpertici bir Türkiye fotoğrafı koydu önümüze..

Prof. Dr. Binnaz Toprak koordinatörlüğünde yürütülen “mahalle baskısı” odaklı çalışma aslında demokrasimizin çoğulcu ve hoşgörülü bir toplum hedefine ilerleyişini kolaylaştıracak yol ve yöntemleri aramak için yapılmış.

Ama daha ilk anda “Acaba iş işten geçti mi?” şüphesini uyandırıyor.

Araştırma “Ne yapmalı?” sorusuna cevap ararken “Her kesime eşit mesafede duran şeffaf bir yönetim” öneriyor. Ama nasıl olacak?

Rapor, görüşme yapılan vatandaşların “ayrımcılık, dışlama ve hak ihlâlleriyle en çok kamu kurumlarında karşılaşıyoruz” dediklerini, iktidar yanlısı bürokratların güç gösterilerine tanıklık ettiklerine dair şikâyetlerini yoğun olarak yansıtıyor.

Araştırmaya göre Doğu bölgelerinde muhafazakârlık tabanda yoğunlaşmakta baskıyı mahalle sürekli üretmekte, Batı kentlerinde ise bu gelişmeyi, belediyelerin uygulamaları sağlamaktadır.

Kadınlara, farklı kimliklere ve içki içenlerle içkili mekânlara yönelik önyargılı yaklaşımlara karşı rapor, bir seferberlik öneriyor.

Okullar kaybedildi

Tabii seferberliğin en önemli ayağı eğitim alanında olacak.

Ama okullarla ilgili bulguları okuduğunuz zaman o değerli aletin çoktan kaybedilmiş olduğunu görüyorsunuz.

Milli Eğitim’in Fethullah Gülen karşısında çaresizliği şöyle kayda geçmiş:

“Cemaate ait dershane, yurt ve ‘ışık evleri’nin ilkokuldan başlayarak tüm eğitim kademelerindeki öğrencileri kendi dünya görüşü doğrultusunda şekillendirmesinin hiçbir denetime tabi tutulmaması kabul edilebilir değildir.”

Maalesef şu gerçeği de görüyorsunuz:

Türkiye’nin eğitim politikasını düzeltmeye karar verseniz bile, bu pişmanlığı eyleme dönüştürmeniz artık kolay olamayacaktır.

Çünkü okulların yönetici koltuklarına din öğretmenleri oturtulmuş, Konya’da bir öğretmenin dediğine göre liselerin tamamında ve ilkokulların çoğunda öğretmenler için mescit açılmıştır.

Anadolu’da cuma namazı vakti hastanelerde ameliyat bile yapılamadığına dair bilgiler aktarılmıştır.

Sistematik ısrarcılık

Kadrolaşma AKP’nin ilk iktidar döneminde büyük ölçüde tamamlanmıştır.

Tehlike kanıksandığı, tedirginlik yaratan gürültü dönemi artık kapandığı için şimdi siyasal İslâm ideolojisinin yerleşme süreci “sessiz ve derinden” hızlanmıştır.

Devlet bürokrasisi birinci dönem Başbakan Müsteşarı yapılan Ömer Dinçer’e teslim edilmişti.

Bilindiği gibi Dinçer, “cumhuriyetin laiklik dahil tüm temel ilkelerinin yerini daha Müslüman bir yapıya devretmesi zamanının geldiğini” savunan bir kişi olarak AKP adına bürokrasiyi örgütlemişti.

Parti Ömer Dinçer’i “dokunulmazlığa ihtiyacı olabilir” tedbirliliği ile son seçimde milletvekili yaptı.

Ama Dinçer’in hayalindeki düzeni açıklayan o ünlü tebliği bir direktif gibi AKP’nin icraatına pusula görevi yapıyor:

“İktidara gelmek yolun sonu değildir, yeni bir başlangıçtır... İktidara gelince de Müslümanın kavgası devam eder!”

Aklı başında bilinen insanlar birbirlerini yerken cumhuriyetin kurumları birer birer düşüyor. Siyasal İslâm, hayatı değiştiriyor.

Bu kesimin sistematik ısrarcılığı karşısındakileri yoruyor, etkisizleştiriyor.

Duydunuz mu?. Kamu hizmetlerinin elektronik ortamda sunulacağı e-devlet internet hizmetini dün Başbakan “Ya Allah Bismillah” diye açtı.

Maşallah.. Hayırlı olur inşallah!



DİĞER YENİ YAZILAR