Duvar yıkıldı!

Haberin Devamı

Obama ve Türkiye ziyareti demokrasinin ve değişimin mucize yaratma kabiliyetine mükemmel bir örnektir.

Bush’un “haşin kovboy” karakteri ile Türk halkının duygularında yarattığı tahribat, birkaç gün içinde neredeyse onarılmıştır.

Bu mucizenin üç sebebi vardır:

Birincisi seçim, ikincisi seçimin değişimi temsil eden bir Başkan getirmesi ve üçüncüsü de bu imkânın iyi kullanılması...

Türkiye, yeni ABD Başkanı’nın resmi ziyaret yaptığı ilk ülkedir.

Uluslararası haber ajansı AP yerinde bir değerlendirmede bulunmuş; bu durum Türkiye için diplomatik bir başarıdır.

Eğer ziyaretin amacı Türk halkının dostluğunu Amerika’ya tekrar kazandırmak ve tezkere krizinin tahribatını onarmaktan ibaret olsaydı hedefe varılmış olacaktı.

Bizce ziyaret fazlasını sağlamıştır.

Obama’nın sempatik ve samimiyeti şüphe uyandırmayan sözleri ve davranışları Türk halkına kendini iyi hissettirmiştir.

Çünkü toplumun çoğu kesimi, önemsediği değerlerin Obama tarafından saygı ile övüldüğünü görmüştür.

Joker böyle yaratılır

Bush döneminde Türkiye’nin menfaat ve hassasiyetlerine önem vermeyen bencil bir süper güç dayatması hissediliyordu. Obama’nın yaklaşımında inandırıcılığı olan bir faydacılık var:

Obama yönetimi, Türkiye’nin itibarını ve etkinliğini artırarak ona barış yapıcı süreçte daha önemli roller vermek istiyor.

İleride karşı karşıya kalınacak krizlerle başetmekte işbirliği yapacağı “ortak”ın gücüne kalite kazandıracak anahtarın AB üyeliği olduğuna eski Başkan Clinton kadar inanıyor.

On yıl önce Bill Clinton, önümüzdeki yüzyılın Türkiye’ye bağlı olarak şekilleneceğini söyleyecek kadar ileri gitmiş “Eğer Türkiye istikrarlı, demokratik laik bir İslâm ülkesi olarak Avrupa’nın tam bir parçası olabilirse, gelecek daha iyi şekillenecektir” demişti.

Obama da dün “Amerika Türkiye’nin AB üyeliğini şiddetle desteklemektedir” diyerek aynı hayali paylaştığını göstermiştir.

Sözler güzel ama Sarkozy ve Merkel gibi AB içindeki azıtmış Türkiye muhaliflerini yola getirmek için ne tür yaratıcılıklar gösterecek; şimdi onu bekleyeceğiz.

Daha iyi bir gelecek

Yeni Başkan’ın Atatürk ve mirasına yönelik övgüleri ve Müslüman dünyasına gönderdiği akıllı mesajlar, TBMM’de homurtulara sebep olabilecek bazı istek ve tavsiyelerinin sessizce dinlenmesine yardımcı olmuştur.

Heybeliada Ruhban Okulu’nu ve Ermenistan sınırını açmamız, Ermeni iddiaları konusunda tarihle yüzleşmemiz ve Türkiye’deki Kürtlere başta eğitim olmak üzere yeni imkânlar sağlamamız için yaptığı çağrılar niçin tepkiye sebep olmadı?

Çünkü bunları, Türkiye’nin çabalarını inkâr etmeyerek ve kendi tecrübelerindeki acıları hatırlayarak yapmaya, böylelikle incitici olmamaya çalıştı da ondan...

Başkan Obama’nın PKK terörünü El Kaide terörüyle beraber telâffuz edip aynı ölçüde nefrete lâyık görmesi, teröre karşı işbirliğinin sağlam bir ortak menfaat temelinde gelişeceği ümidini vermiştir.

Irak’ın bütünlüğüne önem vurgusu terörle savaşta işbirliği vaadinin inandırıcılığını artırmıştır.

Amerika, Kuzey Irak’ta bağımsız Kürt devleti oluşturma macerasının, Güney’de bir Şii devleti doğuracağını ve bu durumun bölgeyi cehenneme çevireceğini daha net görmeye başlamıştır. Sonuç...

Ortak menfaatleri ve hassasiyetleri çoğalan iki ülke, aralarındaki psikolojik duvarı yıkma fırsatını akıllıca kullanmaktadır.

Kimse şüphe etmesin, bu pencere iyimser bir geleceğe açılıyor.


DİĞER YENİ YAZILAR