Düşmanlık!

Promosyon kampanyalarının dejenere edildiği dönemlere özlem duymayacak gazetelerin başında VATAN gelir. Birinci nedeni, bu gazeteye hayat veren ekibin, mesleği tencere ve tava satışlarına meze yapan zihniyeti yakışıksız bulması, hem topluma, hem kendine hakaret saymasıdır

Haberin Devamı

Promosyon kampanyalarının dejenere edildiği dönemlere özlem duymayacak gazetelerin başında VATAN gelir.

Birinci nedeni, bu gazeteye hayat veren ekibin, mesleği tencere ve tava satışlarına meze yapan zihniyeti yakışıksız bulması, hem topluma, hem kendine hakaret saymasıdır.

İkincisi, bizim destek aldığımız holdingler yok, bu faaliyete ayırabildiğimiz fon sınırlıdır. Hediye kampanyalarında sadece kültürel ürünler verilebilmesi, bizi haksız rekabete karşı koruyan bir güvence olmaktadır.

Dolayısıyla en büyük özeni bizim göstermemizden doğal bir şey olamaz.

Buna rağmen nedenini anlamakta zorluk çektiğimiz düşmanca bir muameleye hedef olduk. Satranç Bilgisayarı kampanyamız, hem de 15'inci gününde Sanayi Bakanlığı'nca durduruldu.

Bakan Ali Coşkun'un açıklamasına bakılırsa satrancı kültür, satranç bilgisayarını kültür hizmeti olarak görmemişler! Nasıl olur?

Satrancın analitik düşünme ve doğru karar verme yeteneğini geliştiren eski bir kültür mirası olduğunu bütün dünya biliyor. Bizim Milli Eğitim Bakanlığı da bunu kabul etmiş ki, satrancı bir yıldan beri okullarda seçmeli ders olarak müfredata koymuş.

Bugün İstanbul okullarında en yüksek talebi alan seçmeli ders satrançtır.

VATAN'ın vereceği ürün de süper bir alet... Yeni başlayan birini satranç turnuvasına kadar taşıyacak 136 seviye ve ustaların açılış oyunlarından 32 örnek.. Okullara dağıtsak teşekkür alırdık. Tüm okurlara vermek istiyoruz ve ceza görüyoruz.

Belli ki çelişkilerle dolu bu hasmane tutumun tek amacı VATAN'a zarar vermektir. Başardılar. Ama daha büyük zararı okuyuculara, yani tüketiciye vermişlerdir.

Mahkemeye başvurduk. Yargının bu haksızlığı durduracağına güveniyoruz!

Dikkat geri teper!
Türkiye güvenliği için istediği kadar askerini, gerekli gördüğü bölgesine gönderebilir.

Önemli olan bu faaliyetin sunuluş biçimidir.
Güneydoğu bölgesine yapılan askeri yığınağı medyamız tehditkâr bir güç gösterisi olarak sunuyor. Bu riskli bir kumardır.

Nitekim bu yayınlar dışarda, PKK'dan kaynaklanan tepkinin Türkiye'de kontroldan çıkmaya başladığı ve Türk askerinin Kuzey Irak'a girmenin eşiğine geldiği biçiminde değerlendirildi.

Evet bu haberler Kuzey Irak'taki PKK unsurları arasında tedirginlik yaratmış, yani psikolojik bir yarar sağlamıştır ama ne kadar bir süre için?

Nitekim dün Ankara'ya gelen ABD Dışişleri Bakanı Rice, Türk askerinin Kuzey Irak'a girmemesi gerektiğini nezaketle ama yeteri kadar açık biçimde söyledi.

Aynı saatlerde Leylâ Zana'yı ağırlayan Barzani "Öyle bir durumda biz de sizin istikrar ve emniyet içinde olmanızı engelleriz" anlamına gelen tehditler savurdu.

Gerçekçi olmak ve uluslararası koşulların Irak'a yönelik askeri bir operasyon yapmamıza şu dönemde elverişli olmadığını görmek zorundayız.

Askeri harekete abartılı anlamlar yüklemek belki birkaç gün için terör örgütü üstünde baskı yaratabilir ama söylenenler havada kalınca rüzgâr tersine döner ve Türkiye, gücü ciddiye alınmayan bir devlet görüntüsüne girer, bu da katil sürüsünün cüretini artırır.

Doğru haber, mevsim nedeniyle kolaylaşacak sınır geçişlerine tedbir alındığı ve daha etkili takipler yapmak amacıyla Türk askerinin bölgedeki gücünü artırdığıdır.

Şu dönemde hükümetin göstereceği diplomatik maharet, Amerika'nın uydu istihbaratı da dahil PKK hakkında elde ettiği her türlü istihbaratı Türk Ordusu ile paylaşmasını sağlamaktır.

Kendi evimizi temiz tutabilirsek, Kuzey Irak'tan gelen tehdidi daha kolay göğüsleyebiliriz.

DİĞER YENİ YAZILAR