Düş kırıklığı

Haberin Devamı

Ergenekon davası, yolun sonunda tüm demokratik güçleri birleştiren bir arınma ve uzlaşma sebebi olabilir mi?
Birçoğumuz bu şansın var olduğunu hayal ettik.
Dün CHP lideri Baykal’ın dediği gibi iddianame bağlamında toplum, cuntalara son verecek, darbecilerle tarihi hesaplaşmayı ortaya koyacak, demokratik rejimi nihai güvenceye kavuşturacak bir mucizenin beklentisine sokuldu.
Ama iddianamenin işaret fişeği sayılabilecek açıklamalar umut verici olmadı. Baykal bir darbe iddianamesi beklerken terör iddianamesi ile karşılaştığımızı öne sürdü.
Haklı olarak hatırlattı ve eleştirdi:
“İddianame ile demokrasi dışında devlet kurumlarında yuvalanmış yapıların ortaya çıkarılacağı beklentisi oluşturuldu.. Peki ne çıktı?.. Günlükler, bundan yola çıkarak başlatılacak soruşturmalar yok. Darbe işi bitmiş!”
Gerçekten de demokrasimize musallat olmuş müzmin hastalıktan kurtulmak istiyorsak yargının önünü açmak zorundayız. Oysa Başbakan baştan beri soruşturmaların hep içindedir.
Dün grupta “Biz milletin hakkını arıyoruz bu anlamda savcıyız” diyen Başbakan’a milletin hakkını savunmanın, Anayasa’ya saygı göstermekle olacağını kimse söylemiyor mu?
Zaten tek başına iktidarsın yürütme erki senin. Meclisin, yani yasama erkinin tam kontrolü elinde. Savcılığı da kimselere bırakmazsan bu rejim demokrasi mi olur? Olmaz elbet. Olmadığı görülüyor.
CHP lideri dün önemli bir iddiada bulundu. Başbakan’ın Danıştay saldırısı ile ilgili tezini iddianamenin sahiplenmiş olduğunu öne sürdü. Nedir o tez?
Başbakan Danıştay saldırısının Ergenekon’la ilişkili olduğunu iddia ediyor.
Hem de Danıştay cinayeti davasını sonuçlandıran mahkemenin Ergenekon bağlantısı iddialarını kabul etmeyip, suçun bireysel bir eylem olduğu kanaatine varmasına rağmen...
Amaç ne olabilir? Darbe iddianamesine yetecek delil veya maliyetini göğüsleyecek cesaret yoksa bir terör iddianamesi yazmak daha uygun görülmüş olabilir.
Terör iddianamesi için de yargılaması bitmiş olan Danıştay cinayetinin sahipleri değiştirilmiştir. Söylenen budur.
Baykal “Danıştay saldırısı eğer ters yüz ediliyorsa, bu vahim bir olay. Bunun altında iktidar da kalır, yardakçıları da” dedi.
Bir iktidar, sorumluluğunu taşıdığı devlete ancak bu kadar zarar verebilir. AKP ülkede anarşik bir hava yaratmıştır ve bütün bu zorlamaları, hakkındaki kapatma davasını konuşacak bir kamuoyu olmasın diye göze almıştır.
Ortada bir misilleme var. Kapatma davası bittiğinde Ergenekon davası da arkasından iten bir siyasi iktidar bulunmayacağı için büyük ihtimalle sahipsiz kalacaktır!
Yani sıkıntılar geçicidir. Dileriz iz bırakmaz.

*****


İdeolojik inat gibi

Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin Akdeniz ülkeleri liderleri onuruna verdiği davetin görüntüleri kim bilir kaç Türk vatandaşının içini sızlatmıştır.
Yalnız zihniyetini değil, kıyafet devrimi ile görüntüsünü de değiştiren Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil etme onuru ve görevi, acaba hükümet adamlarının eşlerine bazı sorumluluklar -haydi fedakârlıklar diyelim- yüklemez mi?
Davette başları, tek tel saç görünmemecesine sarılmış iki hanım, Başbakan ile Dışişleri Bakanımızın eşleri idi.
Kıyafetleri inançla açıklanamaz. Çünkü Suriye Devlet Başkanı’nın başı tümüyle açık eşi ve Katar Emiri’nin türban takmakla beraber alnında bir perçem saçı açıkta duran eşi de Müslüman’dır.
Bu direniş, sembolik önemi abartılmış bir ideolojik inattır artık.
Dine dayalı oligarşi görüntüsü ayıp oluyor!

DİĞER YENİ YAZILAR