Dürüst seçim!

Haberin Devamı

Demokrasi olmanın birinci şartı dürüst seçimdir. Bu konuda güven vermeyen bir rejime demokrasi diyemeyiz.

Biz de maalesef çok şanslı değiliz.

Hemen her seçimin sonucu kuşku ile karşılanmış, seçimin dürüstlüğünden herkes emin olamamıştır.

İki hafta sonra yapılacak seçimin seçmen sayısı 52 milyon 700 bin olarak açıklandı.

Bu rakam, yine şüphelerle gölgelenmiş bir seçim geçireceğimizin habercisidir.

Eski CHP milletvekili araştırmacı Bülent Tanla, bir önceki genel seçimdeki (2007) seçmen sayısının 42 milyon 799 bin olduğunu hatırlatarak seçmen sayısının 5 yılda 10 milyon yani dörtte bire yakın artış göstermesinin kabul edilebilir olmadığını belirtti.

Tanla ikna edici bir açıklamayı Yüksek Seçim Kurulu’ndan talep etmekte yerden göğe haklıdır.

Bundan 18-20 yıl önce Türkiye’de bir nüfus patlaması yaşanmadığına göre beş yılda 10 milyon seçmen nereden çıktı?

Bebekler seçmen olarak dünyaya gelmediklerine göre bu artışın neredeyse yarısı kadar mükerrer seçmen üretildiğinden şüphe edenler haksız olmayacaktır.

Bülent Tanla “Bir dönemde seçmen sayısı 10 milyon arttı. Bu rakam ne TÜİK verilerini tutuyor ne de MERNİS verilerini tutuyor. Nedenini YSK açıklamalı” diyor. Doğrudur..

Yasa seçimlerin sorumluluğunu yüksek yargıçların oluşturduğu bir kurula veriyor.

Bu kurulun kararlarına itiraz edilememesi onu hesap verme mecburiyeti olmayan bir otorite haline getiremez.

Muhalefet partileri kabul edilebilir bir açıklama yapılana kadar Yüksek Seçim Kurulu’nu zorlamalıdır. Özellikle de MHP...

Çünkü seçmen sayısı şişirildiği ölçüde yüzde 10 barajının sayısal değeri yükseleceği için hile, baraj sorunu yaşayan partilerin riskini büyütecektir.

Yüzde 10 barajını aşmak için gereken oy çıtasının bir seçim döneminde 1 milyon artması akla sığmıyor.

Dürüst bir seçimi asıl, halkın ve partilerin haklarını savunma gücü garanti eder.

Düzen iktidara çalıştığına göre AKP’nin şikâyeti olamaz. Peki muhalefet partileri ve özellikle de CHP, birden fazla adrese yazılı seçmenlere karşı tedbirlerini aldı mı?

Sandık kurullarına gönderdiği temsilcilerine gerekli disiplini ve eğitimi verdi mi?

Sandıkların hiçbir nedenle gözetimsiz bırakılmaması ve sandık tutanaklarının partiye teslim edilmesi mutlaka sağlanacak mı?

En önemlisi...

Seçim gecesi YSK’daki işlemler, yazılım konusunda uzman partili temsilciler tarafından izlenecek, partilerin genel merkezlerinde paralel kontrol ve değerlendirme birimleri kurulacak mı?

Bu seçimde “yine mükerrer oyla ve yine hile ile yendiler” diye mızmızlanan partiler siyasetçiler görmek istemiyoruz.

Eksik tedbirleri varsa, iki hafta içinde tamamlasınlar!

Tarihe düzeltme..

Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül tarihe adeta bir “düzeltme notu” düştü.

Bir sohbet sırasında 27 Mayıs’a askeri darbe demenin çok doğru olmadığını belirten Gönül, genç bir asker grubunun kalkıştığını, 5 bin 500 subayı kendileri gibi düşünmüyor diye emekliye sevk ettiğini belirterek şöyle devam etti:

“Küçük bir grubun tüm silâhlı kuvvetlermiş gibi davranarak yaptığı bir hareket olduğunu belirtmekte fayda var. Demek ki bazı şeyleri silâhlı kuvvetleri ayırarak düşünmek lâzım.”

İktidarın askerle ilgili önyargılarında bir çözülme mi oluyor?

Öyle bile olsa fazla ümide kapılmamak, aceleci olmamak gerekir.

İyilik de bulaşıcıdır o hastalık kadar hızlı yayılmıyor maalesef!

DİĞER YENİ YAZILAR