Durun bakalım

Aynı yere üst üste iki bomba düşmez derler ama düşüyormuş!

Haberin Devamı

Aynı yere üst üste iki bomba düşmez derler ama düşüyormuş!

Almanya’da Merkel’in gelişi ile yediğimiz darbe unutulmadan Fransa’da Sarkozy net bir zafer kazanarak iktidara geldi.

AB ilişkilerimiz şahtı şahbaz oldu!

Türkiye karşıtlığı Fransa’da daha zarar verici ve kışkırtıcı oluyor. Göçmen korkusu ve özellikle de Müslüman göçmenler korkusunun, bu ülkede bir seçimlik saltanatı olacağı ihtimali söz konusu değil.

Bu korku Fransa halkını hem sürekli rahatsız ediyor, hem de yeni Cumhurbaşkanı Sarkozy bu sorunu siyasi olarak sömürmeye bayılıyor. Türkiye’nin AB üyeliği meselesini kârlı bir maden gibi işletiyor.

Üstelik dürüst davranmıyor. Sanki Türkiye, üstelik Fransa halkının referandumda vereceği kararı beklemeden hemen yarın AB’ye alınacakmış gibi propaganda yürütüyor.

AB Türkiye için bir hayat tercihidir. Türkiye, ahde vefa gibi değerleri içinde barındırdığını düşündüğü için bu yaşam biçimini temsil eden birliğe aday oldu.

Almanya ve Fransa bu birliğin iki büyük patronu. Ama AB’nin tavrını belirlemekte etkili olan bu iki ülkenin yönetimleri on yılda değişebilir, onların kafasını değiştirecek yeni gelişmeler doğabilir ve hepsinden önemlisi Türkiye önümüzdeki on yılda AB’nin global oyuncu olmak yolundaki vazgeçilmezi konumuna yükselebilir.

Türkiye’deki Fransız şirketlerinin iki yılda bir kat artarak 500’e çıkmayacağını kim garanti edebilir?

“Amerikan Sarkozy” lâkabından gurur duyuyormuş; Washington’dan pekâlâ akılcı ilhamlar alabilir.

Sarkozy, Türkiye’de oruç bozmak için bahane arayanların kızacakları papaz olmamalı. AB’de vardığımız nokta kimsenin lütfu değil, sahip çıkalım.

Sarkozy’ye cumhurbaşkanı gibi davranma sorumluluğunu hazmedeceği bir zamanı tanımadan ne umutsuzluğa düşelim, ne kendimizi gaza getirelim.

Her seçim gibi bu da “Hayırlısı olsun” dileğini hak ediyor.

*****

Tarihe düşen önemli kayıt

Dışişleri Bakanı Gül, ünlü Amerikan haber dergisi Newsweek’e önemli şeyler söylemiş.

Gerçekten önemsenmeyi hak ediyor bu sözler. Gül’ün on yıl önce söyleyip de bugün aleyhine kullanılan sözlerinden daha fazla önemsenmeyi hak ediyor.

Çünkü insanlar değişir. Pişmanlık, insanı tamir eden hayatın değerini artıran bir mucizedir aynı zamanda.

Gül özetle “Türkiye’ye şeriat getirilemez. Biz Türkiye’nin kanunlarını AB standartlarıyla birleştiriyoruz. Bu mu şeriat?” demiş Newsweek’e.

“Biz İslamcı bir parti değiliz. Din kişisel bir konudur, siyasetin konusu değil. Türk anayasası laik bir devleti esas alır. Biz de buna katılıyoruz. İslâmcı siyasi partilerden hoşlanmıyorum” demiş.

Gül’ün samimi olmadığını düşünenlerin şüphelerine saygı duyabilirim.

Ama ben tarihin kaydına düşmüş olan bu sözlerin izninizle keyfini çıkarmak ve cumhurbaşkanı seçiminde yaşadığı düşkırıklığının onu böyle düşünmekten vazgeçirmediğine inanmak istiyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR