Evet, Dünya Gazeteler Birliği Kongresi nedeniyle dünyanın gözü İstanbul'un üzerinde..
AB sürecinde sağlayacağı yararlar nedeniyle Türkiye bu fırsatı en verimli biçimde kullanıyor. Ama "eksikli yönetim anlayışı" büyük zahmetle kazanılan faydalan aşındınyor.
11 Eylül 2001'de Amerika'yı vuran El Kaide örgütü, sonraki en kanlı eylemi için İstanbul'u seçti. Geçen kasımda 64 kişinin ölümü ile sonuçlanan saldırıların sanıkları dün mahkemeye çıkacaktı.
Dünyanın dikkatini İstanbul'a odaklayan bir sebep de buydu. Ama ne oldu?
Sanıklar, Anayasa değişikliğinin ortadan kaldırdığı DGM'ye çıkarıldı, mahkeme de davayı, yeni ihtisas mahkemelerinin kurulacağı tarihe kadar erteledi.
"Hababam Sınıfı" büyüyüp siyasi sorumluluk mevkilerine mi geldi?
El Kaide bütün dünyanın öncelikli gündemidir. Bu örgüte bağlı sanıkları yargılayacak bir mahkemenin geçici süreyle bile olsa bulunmaması Türkiye için kötü puan değil mi?
AB'nin gözüne girmek için DGM'leri kaldıran iktidarın, yargılamada boşluk bırakmamak amacıyla bu davayı da hesaba katan tedbirleri aynı anda alması gerekmez miydi?
DGM'leri kaldıran Anayasa değişikliğini bu tür aksaklıklan önleyecek yasa tasarısı ile bütünleyen bir paket nasıl ihmal edildi? YÖK Yasası'nın telâş ve heyecanı bu basiret zaafını affettirebilir mi?
Türkiye'yi yönetenler, sadece bu günlerde değil, bundan böyle devamlı olarak dünyanın gözünü üstlerinde hissetmek zorundadırlar.
AB ile yıl sonundaki tarihi randevuya ilerlerken görüntü kirliliği oluşturacak yanlışlar yapmamak, boşluklar yaratmamak lâzım!
Başbakan'a güvenmenin bedeli
Askerlik çağını iş kurarak, işe girerek kaçırmış on binlerce insan var.
"Bedelli askerlik" umudu bu nedenle seçim malzemesi oldu.
Çünkü bu insanlar, ihmal edilemeyecek bir üretim ve istihdam gücünü kontrol ediyorlar. Ekonomik krizden çıkışın sancılarını çekerek var olma savaşı veriyorlar.
Fakat Genelkurmay, savunulabilir gerekçelerle "Bedelli askerlik" imtiyazına karşı çıktı. Seçimde bu umudu veren Başbakan da, toplumsal talebin büyüklüğü ile askeri yumuşatacağını düşünerek olmalı, bu kitleyi şubelere dilekçe vermeye çağırdı.
Son günlerde posta kutularımız "imdat" mesajlarıyla dolup taşıyor.
Polis ve jandarma, bedelli askerlik için dilekçe veren mükellefleri, adreslerinden tek tek toplayıp götürüyormuş..
Şimdi haklı olarak soruyorlar: "Bir kurnazlığa mı kurban gittik? Başbakan'ın oyununa gelip kendi kendimizi ihbar mı ettik?"
Bedelli askerlik olur veya olmaz.. Ama Başbakan'a güvenmenin bedeli bu olmamalı!
Dünyanın gözü..
Evet, Dünya Gazeteler Birliği Kongresi nedeniyle dünyanın gözü İstanbul'un üzerinde..
Haberin Devamı

