Dümensiz gemi

Atina'da yarın on yeni ülkenin AB'ye katılımı nedeniyle düzenlenecek törende Türkiye yer almayacak. Öteki ülkelerin devlet ve hükümet başkanları ile temsil edilecekleri bu toplantıdan sonra verilecek akşam yemeğine biz Dışişleri Bakanı Gül'ü gönderiyoruz

Haberin Devamı

Atina'da yarın on yeni ülkenin AB'ye katılımı nedeniyle düzenlenecek törende Türkiye yer almayacak.

Öteki ülkelerin devlet ve hükümet başkanları ile temsil edilecekleri bu toplantıdan sonra verilecek akşam yemeğine biz Dışişleri Bakanı Gül'ü gönderiyoruz.

Hangi milli menfaat bizi bu boykota itiyor? Bu şekilde Güney Kıbrıs'ın meşruiyetini mi reddetmiş olacağız?

Kıbrıs gerçeği ile yüzleşmek zorundayız.

Türkiye'nin AB'ye giden yolunu Kıbrıs'ın tıkadığını göz ardı ederek bir yere varamayız. Sembolik jestlerle bir şey kazanamayız.

Ankara'dakiler bu kafayla duvara toslayacağımızı görmüyorlar mı?

Türkiye'nin Kıbrıs'ta iki şartı vardı. Biri egemenlik, diğeri iki bölgelilik.. Annan planı bu iki hedefi kabul ettiğine göre bizim için müzakereye değer bir zemin olabilirdi.

Ankara'nın şahinleri, uzlaşma yanlısı iktidarın kafasını çeldiği için treni kaçırdık.

Türkiye'nin AB'ye üyelik hedefini, Yunanistan yetmezmiş gibi bir de Kıbrıs Rumlarının merhametine terkettik.

Türkiye'nin demokratik ve ekonomik geleceğini Avrupa'da görenler şapkayı önlerine koyup düşünmeli ve bir çıkış yolu aramalıdır.

Çünkü Türkiye'yi içine kapalı bir ülke haline getirmek isteyenlerin, Kıbrıs'ı AB'ye girmememizin kılıfı olarak kullandıklarını düşündüren emareler artmaktadır.

Görev sivil topluma düşüyor.

AKP iktidarından marifet bekleyemeyiz. İktidar yenilgilerini bile fazilet gibi yutturmanın çaresizliği içine düşmüştür.

Meselâ Abdullah Gül. Irak politikamızın iflâs ettiğini haydi itiraf etmesin; ama bu lâf ne:

"Irak savaşı ile ilgili süreçte demokrasi hiç bu kadar iyi işlememişti.."

Halk kör ve aptal değil. Türkiye'nin neler kazanacakken neler kaybettiğini görüyor.

Abdullah Gül böyle konuşarak demokrasinin kötü bir şey olduğunu mu söylemek istiyor?

Gömülen paralar..
"İstim arkadan gelsin" diyen plan düşmanı ilkel kafa, İstanbul'da yeni bir duvara tosladı.

Tıkanan kent trafiğine nefes aldıracak bir proje, trilyonlar harcandıktan sonra yeni bir kötü yönetim anıtı olarak, mevcutlara katıldı.

Bugünkü VATAN'ın manşetindeki proje, ağır işleyen yargı ve kirlenmiş bürokrasi yüzünden ne zaman biter; kimse bilmiyor.

Şaşacak bir şey yok aslında. Türkiye yarım yatırımlar harabesi.. Devletin yarım işleri bitirmesi için 350 milyar dolar daha yatırım yapması gerekiyor. Çoğu borçla yapılıyor bu işlerin.

Bitmediği için ekonomik değer üretmiyor ama borçların faizleri sürekli işliyor.

Türkiye son 12 yılda iç borçlara 183 milyar dolar, dış borçlara ise 32 milyar dolar faiz ödedi. Hangi devlet buna dayanır?

"Arap yağı bol bulunca hayalarına sürermiş" diye dalga geçiyoruz. İstanbul'da bile durum bu.. Farkımız ne onlardan?

DİĞER YENİ YAZILAR