Duaya kaldık!

Haberin Devamı

Terör sıfır düzeyine inmişti AKP işbaşına geldiği dönemde. Şimdiki durum ortada...

Peki bu yedi yılda devlet aygıtı, yönetim anlayışı, Cumhuriyeti var eden ve gelecek için güvence olan değerler ne hale geldi?

Terör nereden nereye geldiyse bunlar da aynı kötü kaderi paylaşmışlardır.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a suikast hazırlığı ile ilgili iddialar konusunda dün bu sütunda Genelkurmay’a yöneltilen “acil açıklama yapın” çağrısı aynı gün yankı buldu.

Buna teşekkür ederiz.

Ama devlet aygıtı o kadar bozulmuş güven ilişkileri öylesine çürümüş ki Genelkurmay’ın açıklaması bile şüpheleri bütünüyle ortadan kaldırmaya yetmemiştir.

TSK açıklamasına göre polis operasyonu sonucu durdurulan araçlarda yakalanan albay ve binbaşı, dışarı bilgi sızdırdığından şüphe edilen bir askeri personeli izlemekle görevlendirilmiş subaylardı.

Başbakan Yardımcısı Arınç’ın ikamet ettiği bölgede yakalanmalarının nedeni ise takip altındaki “köstebek”in de Bülent Arınç’ın evine yakın bir yerde oturması idi.

Yani “Ümit ederim sadece tarassut (gözleme) amaçlıdır” diye açıklama yapan Arınç’ın duaları fazlasıyla kabul olmuştur.

Çünkü Genelkurmay yapılan işin “tarassut” olduğunu bildirmekle kalmamış hedef aldığı kişinin Başbakan Yardımcısı Arınç olmadığını, bir askeri personel olduğunu belirtmiştir.

Gerçekten vahim!

İşe yaradı mı bu açıklama? Hayır.

AKP Genelbaşkan Yardımcısı Hüseyin Çelik “Askeri personelin üstünde sayın Arınç’ın adresinin bulunduğu kâğıdın işi ne?” diye sorarak şüpheci cephedeki yerini terk etmemiştir.

Arınç’ın adresinin yazılı olduğu kâğıt konusu önemli. Ama Genelkurmay kuşku ile yaklaşıyor bu meseleye.

Var mı, yok mu, varsa gerçek mi sorularının cevabını adli soruşturmanın vereceğini belirtiyor.

Ülkeyi yönetenlerin ilk görevi halka güven ve huzur duygusu vermektir.

Devlet adamı kalitesi baskın bir Başbakan, daha olay gecesi, yani beş gün önce Genelkurmay Başkanı’nı arayıp ne olduğunu sorar, dün açıklanan bilgiyi alır ve bu güven sarsıcı ortama çanak tutmazdı.

Orgeneral Başbuğ’la konuşacak yerde olayı doğru kabul ettiğini düşündüren şekilde “vahim ve düşündürücü” yorumunu yapmıştır.

Gerçekten iktidar, kurumları arasında iletişim, uyum ve güven sorunları olan sakatlanmış bir devletin vebalini taşıyor.

Asıl vahim olan durum budur!

Devletin valisi mi bu?

Hayatın neredeyse tüm alanları fitne fesat ve tuzaklarla dolu hale geldi.

Dün CHP’li Kılıçdaroğlu, kime ve nereye yapılacağı hanesi boş bırakılmış bir aramanın mahkeme kararını basın mensuplarına dağıttı.

Bir mahkeme hukuka böylesine ihanet edebilir mi?

Bir önemli gelişme daha oldu: İki cemaate soruşturma açtığı için başına çorap örülen ve 26 yıl hapsi istenen Erzincan Başsavcısı var ya, onu Bakanlığa şikâyet eden mektubun sahte olduğu açıklandı.

Çünkü ihbarcı olarak adı geçen belediye görevlisi “imza benim değil” diye başvuruda bulundu.

Dürüst siyasetçiler, kamu görevlileri ve gazeteciler için Türkiye artık tekin değil.

Öyle ki, melekler bile lekelenebilir.

İlkeler, gelenekler, değerler aşınmış ve çarpılmış, devlet gemisi pusulasını yitirmiştir.

Dün Menemen’de devrim şehidi Kubilay için tören vardı. İzmir Valisi üç yıldır bir bahane bulup bu törene gitmiyor.

Ve bu nedenle iktidar katında makbul oluyor.

Sürdürülebilir bir yönetim değil bu.

Ülkeyi kazasız bir şekilde seçime ulaştırması için Allah’a dua etmekten başka çare yok gibi görünüyor.

DİĞER YENİ YAZILAR