Dünyanın büyük bankalarından Goldman Sachs’ın raporunu okuyunca insan şöyle bir duyguya kapılıyor:
Sanki seçim bitti ve dua faslı başladı...
Banka yatırımcı müşterileri katında yanılmış duruma düşmek istemez. Bu mecburiyet raporun güvenilirliğini artırıyor.
Raporda, kriz ve işsizlik nedeniyle AKP’nin oy kaybetmesinin “akla yatkın ihtimal” gözüktüğü belirtiliyor ama ortada bunu doğrulayacak işaretlere pek rastlanmadığı da kaydediliyor.
Mesela kararsızlar hâlâ sürpriz yaratabilecek seviye olan yüzde 15 düzeyindedir. İşsizliğin ve yolsuzlukların tavan yaptığı ortamda kararsızların muhalefet safında yoğunlaşması beklenir değil mi?
Bizde öyle olmuyor.
Yolsuzluklara tepki okumuş kentlilerin partisi CHP’yi kemikleştiriyor ama sağdaki seçmenleri yerinden pek oynatmıyor.
İşsizlik ve yoksulluk sorununa gelince... Bu kompartımana yığılı seçmen “Kriz var ama iktidarı değiştirmek çare değil” havasında.
Gerçekten de muhalefet bu kitleyi umutlandırıp heyecanlandıracak bir şey söylemedi.
Rapor AKP’nin yüzde 40-45 aralığına oturan net bir zafer kazanacağını öngörüyor.
Parti bu galibiyeti Başbakan’ın fark atan popüler liderliğine;
Dinci ve milliyetçi tonları birleştiren ideolojisine ve dinamik örgütüne;
Yoksullara yardım taşıyan dinci vakıflar ve belediyeler ağıyla kurduğu işbirliğine borçlu olacaktır.
Rapor üç senaryo öngörüyor:
AKP’nin oyları yüzde 35’e düşecek olursa bu IMF ile bağları koparıp istikrarsızlık getirebilir; iktidarı erken seçime zorlayabilir.
Yüzde 50 ve üzeri ise diktatörlük riskini artırabilir.
Rapor yüzde 40-45 bandına oturmuş bir AKP’yi en olumlu sonuç kabul ediyor.
Peki yüzde 40-45’lik AKP’yi teselli sayacağımız günlere bizi getiren ufuksuz muhalefet liderleri ne yapabilirler sonra?
Raporun tek eksiği bu!
Bu kararı kim verdi?
Cumhurbaşkanı Gül Tahran’a uçarken “Kürt meselesi konusunda iyi şeyler olacak” demişti.
Irak yolunda yine konuştu ve ilk kez “Kürdistan”ı telâffuz etti. “Kuzey Irak Yönetimi” yerine “Kürdistan Bölgesel Yönetimi” dedi.
AKP iktidarı Washington’da yazılmış bir senaryoyu mu oynayacak yoksa Türkiye’de de bir parlamentonun var olduğunu hatırlayacak mı?
PKK’nın silâhtan arındırılması için her şey yapılmalı ama ödenecek bedelin makul bir sınırı olmalı. Ve buna da TBMM karar vermeli.
Gül “Tabii Kürdistan diyecektim. Irak Anayasası’nda yazan o” diyor.
Boş lâf... Irak Anayasası
4 yıl önce kabul edilmişti, Cumhurbaşkanımız yeni mi gördü?
Kuzey Irak’ta bağımsızlığa giden yolun taşlarını döşemek gizli pazarlıkların sonucu olmamalıdır.
Dışişleri teşkilâtını iktidarın tamamen devre dışı bıraktığı, üst düzey görüşmelerde tutanak tutulmadığı, devletin arşivine belge girmediği biliniyor.
Dış siyaset Arap şeyhlikleri gibi yönetiliyor!

