Dönüşü yok mu?

Haberin Devamı

Tanınmış Amerikalı tarihçi Profesör Bernard Lewis’in son uyarısını can kulağı ile dinlemek lâzım.

Yetkin bir Orta Doğu uzmanı olan tarihçi aynı zamanda samimi bir Türk dostudur.

Onun dostluğu bilimsel araştırmalarından yani sağlam kaynaklardan besleniyor.

Türklere reva görülen haksızlıkları cesaretle sergilediği için ölüm tehditleri almış bir bilim adamıdır.

Hiç unutmam; bir konferansını şöyle bitirmişti:

“Ermeni soykırımını kabul edip özür dilemeniz ve bu sayfayı kapatıp rahata kavuşmanız için sizi ikna etmeye çalışanlar olacaktır. Böyle bir oyuna gelmeyin. Çünkü atalarınız bu suçu işlemedi. Rahatınıza, bencilliğe feda etmeyin sakın onları...”

Türkiye’deki gelişmeleri yakından izleyen Prof. Bernard Lewis, Cumhuriyet’e verdiği demeçte AKP iktidarının nihai amacının “İslâmi demokrasi” olduğunu savundu.

Türkiye’de rejimin çağdaş demokrasinin rayında ilerlemediğini söylemek istiyor.

İslâmi demokrasi diye bir model var mı?

Hayır, Prof. Bernard Lewis kara mizah yapıyor olmalı.

Çünkü AKP’nin rotasını tahlil ettiğinde “tek yönlü bir sokak” görüyor. Yani iktidarın gittiği yol, dönüşü olmayan bir yoldur.

Muhalefetsiz olmaz

Gözlemini şu gelişmelere dayandırıyor:

“İş topluluğunu ele geçirdi, akademik topluluğu ele geçirdi, polisi ele geçirdi. Bir tek bağımsız kalan Anayasa Mahkemesi ve yargı idi. Şimdi onu da ele geçirmek için çalışıyorlar. Başarılı olurlarsa bu yolda devam edecekler.”

Amerikalı tarihçi, Türk demokrasisinin “en iyi ve en etkili” savunucusu olduğunu söylediği Anayasa Mahkemesi için kaygı duygunu gizlemiyor.

Çünkü böyle bir durumun ortaya çıkaracağı zaafiyet, yalnız demokrasiyi koruyan kurumların önünü kesmekle kalmayıp muhalefeti kısıtlamaya yönelik çabaları da cesaretlendirebilir.

Çok partili bir düzen ve seçim sandığı demokrasinin vazgeçilmezleri olmakla beraber her şeyi değildir. Türkiye’de demokrasinin tamamlayıcı unsurları her gün birer ikişer ortadan kayboluyor.

Prof. Lewis’in sözünü ettiği “dönüşü olmayan yol”un sonu tabii ki otoriter bir rejimdir.

Eğer Başbakan’ın ikide bir tekrarladığı “ileri demokrasi” buysa eksik olsun!

Kalite kontrolü

Dün “İslâmi demokrasi nasıl olur” diye düşünürken, iktidar kanadından TT Arena Stadyumu’nda yaşanan olaylara yönelen tepkilerin kalitesine baktım.

Daha objektif bir kriter olamayacağını düşündüm.

Başbakan’a yönelen protestolar nedeniyle Enerji Bakanı, Galatasaray taraftarlığını ailece askıya almışlar.

AKP Meclis Grup Başkan Vekili Kılıç tepkisini “Yüzlerce trilyon harcandı o stadyum için. İdrakten yoksun sefillere yazıklar olsun” diye ifade etmiş.

Belediyeye bağlı bir şirketin yetkilisi ile AB Genel Sekreterliği’nin bir uzmanı ise yuhalayanlara “nankör, şerefsiz” demiş.

Başbakan yaşadığı can sıkıcı olayı bütün boyutları ile değerlendirmelidir. Tribünleri dolduran yığınların duygularını doğru tahlil etmeye çalışırken, kadrolaşmanın bürokrasiyi ne hale getirdiğine bakmayı da ihmal etmemelidir.

Bu kalitesizlik, eline fırsat geçtiği zaman devlet gücünü kötüye kullanır.

İktidarı yanlışa, hatta uçuruma götürür.

İslâmi demokrasi, muhalefet yaşatmayan bir rejimdir.

AKP İslâm dünyasının tek iyi örneği olan Türk demokrasisine nankörlük etmemelidir.

Her şeyini ona borçlu olduğunu unutmamalıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR