Financial Times’ın yorumu “Sen de mi Brütüs!” dedirtecek kadar şaşırtıcı ve üzücü.
Çünkü bu itibarlı İngiliz gazetesi, Türkiye’nin AB hedefini inanarak destekleyen Batılı medyanın başını çekiyordu.
Dış haberler başyazarı Rachman’ın yazdığı yorum AB’den toptan vazgeçmesini Türkiye’ye önerecek kadar ileri gitti.
Laik ve demokratik bir Müslüman ülke olarak İslâm ile Batı’yı buluşturmaya çalışan politikacılar için büyük umut olarak yüceltilen Türkiye’ye ne oldu?
Hep biliyoruz; AB’den yansıyan iki yüzlülük Türk halkını soğutmuştur.
Ayıplarının yüzlerine vurulması Brüksel’dekileri utandırmıyor. Çünkü AB tarafındaki isteksizlik, Ankara’dan da aynı karşılığı buluyor.
AKP türban ve imam hatip gibi sorunların AB sürecinde kolay çözüleceğini umuyordu, olmadı. Bazı reformlar ve Kıbrıs için istenen fedakârlıklar milliyetçi tepkileri kabarttı. Seçime giderken AKP bu tepkileri gözünde fazla büyüttü.
Ankara ile Brüksel arasında ilişkileri soğutma konusunda sanki gizli bir mutabakat sağlanmış hissi uyanıyor.
Financial Times, şu korkuyu dile getiriyor:
AB’den gelecek ret Türkiye’yi İslâm dünyasına, iç politikada ise daha radikal bir İslâmî çizgiye itebilir. Bu durum da ordu müdahalesi getirebilir!
Bu savı kabul etmiyoruz.
Gazetenin de dediği gibi müzakere süreci Türkiye’yi “daha özgür ve daha zengin” yapan reformları kamçılamıştır. Asker özgürlüğe ve zenginliğe karşı mı?
Türkiye’nin menfaati üyeliği hak edecek kaliteyi kazanmaya çalışmaktır. O kaliteye yaklaşan bir Türkiye’yi Avrupa dışlayamaz.
AKP’nin menfaati de AB sürecine bağlı kalmaktır. Çünkü AB sürecine sahip çıkmak AKP’ye yalnız meşruiyet kazandırmadı, çok sayıda laik oylar da kazandırdı.
Bu gerçeği unutursa AKP’nin Erbakan partilerinden hiçbir farkı kalmaz!
Aklı veren cezayı ödesin!
Tanımak istemediği KKTC devletinin Cumhurbaşkanı’nı dünyaya metazori tanıtan “şark kurnazlığı” duvara çarptı.
Formula 1 otomobil yarışlarının İstanbul birincisine kupa, cin fikirli birinin buluşu ile Mehmet Ali Talat’a verdirilmiş, spora siyaset karıştırıldığı gerekçesiyle Türkiye yarış programından çıkarılma tehlikesi ile yüz yüze kalmıştı.
Uluslararası Otomobil Federasyonu’nun dün verdiği karara göre Türkiye 5 milyon dolar ceza ödeyecek.
KKTC’nin dünya TV’lerindeki birkaç saniyelik reklâmına değip değmediği ayrı bir tartışma konusu olabilir ama bizce bu para, M. Ali Talat’ı kürsüye kim çıkardıysa ondan tahsil edilmelidir.
Ahlâki kuralları ihlâl sorun değilse daha iyi bir fırsat var:
Lübnan’a giden Türk birliğine KKTC’den bir bölük asker koyalım.
Karşılama töreninde bunlar göğüslerinden KKTC bayraklarını çıkarsınlar, bu iş toptan bitsin.
Yalnız şey... Biz böyle mi tanınmak istiyoruz?

