Japonya’daki felâket en azından şunu öğretmeli: Nükleer enerji seçim ortamında yapılacak bir tartışma değildir.
Arızalanan reaktörlerde sıcaklık nasıl 2500 dereceye kadar çıkıyor, seçim ortamının rekabet havasında kafası kızan siyasetçi de zıvanadan çıkıyor.
Mesela Başbakan’ın yaptığı bir benzetmeden yola çıkarak şunu mu diyeceğiz:
“Eve tüpgaz bağlamaktan korkmuyorsak nükleer enerji üretmekten de korkmayacağız!”
Japonya bu teknolojiyi üreten uluslardan biridir. Şu anda tüm insanlığın felâketinden sorumlu olacağı bir kıyameti önlemeye uğraşıyor.
Yani bu büyük mesele “madem yüzme bilmiyordun niye çıktın ağaca?” türü ilişkilendirmelerle açıklanacak çözümlenecek mesele değildir.
Başbakan Erdoğan Rusya’yı ziyaretinde yakında kazmayı vuracağımız Akkuyu’nun “dünyaya örnek bir yatırım” olacağını iddia etti.
Oysa dünya şu anda planlanan nükleer santrallerden vazgeçmeyi tartışıyor.
İktidar, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun uyarısını kısır muhalefetin çelmesi diye damgalayıp bir kenara atmamalı.
Kılıçdaroğlu, uzmanların dünyadaki gelişmeleri yakından izlemeleri gerektiğini belirterek son olarak Çin’in de nükleer santral inşasıyla ilgili çalışmaları durdurduğunu hatırlattı.
“Nükleer santrale karşı değiliz. Bu teknolojiyi bilmeliyiz.
Yararlanmalıyız ama..” diye başlayan CHP lideri iktidarın dayattığı koşulların kabul edilemeyeceğini söylüyor.
Neden ihalesiz yapılıyor?
Güvenlik seviyesi yüksek daha gelişmiş teknoloji ve daha uygun fiyat bulmak mümkün değil miydi?
Zaten doğalgaz nedeniyle Rusya’ya enerji bağımlısı haline gelen Türkiye için nükleer enerjide de aynı kaynağa bağlanmak doğru seçim midir?
Rusya Devlet Başkanı Medvedev, Akkuyu’da yapacakları santralın son derece etkili güvenlik tedbirlerine sahip olduğunu belirtirken acaba bizim heyet dün CHP sözcülerinin gündeme getirdikleri şu soruyu Medvedev’e sordular mı?
“İran’da kurduğunuz santrale ne oldu?
Niye çalıştırmıyorsunuz?
Bir sorun mu var?”
Seçim ortamındaki siyasi rekabet, inat ve aşırılık üretir.
Bir ülkenin nükleer geleceği böyle bir ortamda belirlenemez. Belirlenmemeli.
Çünkü nükleer yangın tüpgaz yangınına benzemez!
Roller değişiyor mu acaba?
İktidar partisi sözcülerinin aşırı tepkileri, seçime yönelik CHP performansının AKP’yi şaşırttığını gösteriyor.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik dün CHP’nin seçim vaatlerini değerlendirirken adeta ipin ucunu kaçırdı.
İktidar partisi mecliste ezici bir çoğunluk oluşturuyor.
Onun razı edilemediği en küçük bir adımın atılması mümkün değildir.
Yani bu sayısal üstünlük AKP’ye, muhalefetin her hamlesine gülüp geçme rahatlığı veriyor.
Ama iktidar sözcüleri uzun zamandır ilk kez bu avantaja sahip olduklarını unuttular.
Dün Hüseyin Çelik CHP’yi firavuna benzetti.
CHP bedelli askerlik, demokratik açılım ve aile sigortası gibi vaatleri ile Kızıldeniz’de boğulacağını anlayan firavunun “Musa’nın rabbine iman ediyorum” şeklindeki sözlerini hatırlattığını öne sürdü.
Siyaset dünyamızda yavaş yavaş roller mi değişiyor?
CHP proje üretecek, AKP de rakibini kötü edebiyat karakterleri ile benzerlik kurarak kötüleyecek...
Hayırdır inşallah!

