Müzakere kültürü az gelişmiş toplumlar böyle dönemlerde hep sancı çekerler.
Acı tarihi tecrübeler, güvensizlik duygusu ve kaybetme kaygısı kâbus gibi niye üstümüze çöküyor, işte bundan..
Kimse doğum sancısı duymak istemez, herkes bebeği görmek ister; doğru ama kabul etmek zorundayız ki bizimki fazla.. Çünkü şüphecilik ve kötümserlik, kendi kendine eziyet etme hastalığı olan mazoşizme dayanıyor.
Biz bu gerçeğin bilinci ile okurlarımızın önümüzdeki bir haftayı kendilerine zehir etmemelerini öneriyoruz.
Aslında toplumsal tansiyonun yükseltilmesi, diplomasinin kaldıraç elde etme çabasıdır. Karşı taraf nasıl kendi kamuoyundan gelen baskıları müzakere kozu yapıyorsa biz de aynı silâhları kendi müzakerecilerimiz için üretiyoruz.
Uluslararası ilişkilerin kuralları ve karşılıklı taahhütler var. Türkiye için dışlayıcı bir ayrıcalık getirilmesi mümkün değildir.
Türkiye'nin 17 Aralık Zirvesi'ne dönük amacı belli:
1. Üyelik müzakerelerinin başlatılması kararını çıkarmak;
2. Bu müzakerelerin tam üyelik hedefine yönelik olduğunu kayda geçirmek.
"Bu iş tamam.."
Elbette hak ve hukukumuzu savunacağız ama bunun dışındakiler "ihmal edilmemesi gereken teferruatttır.
Kıbrıs için bir formül nasılsa bulunacaktır.
Serbest dolaşıma tahdit konulması, bizim de toplumsal vicdanımıza ters gelmiyor. Ama kalıcı bir sınırlama olmayacaktır bu. Çünkü AB'nin kuruluş felsefesinin inkârı olur.
Geriye ne kalıyor?
"Ucu açık olmasın!"
Unutmamak gerekir ki sonu garanti edilmiş bir sürece müzakere denemez.
"AB daha önce uygulamadığı bir şartı Türkiye için getiriyor" iddiaları bilgi eksiğine dayanmıyorsa niyeti bozuk çevrelerin kışkırtmalarıdır.
Çünkü 1997 Lüksemburg Zirvesi'nde on aday ülke için alınan karar da yine "ucu açık bir müzakere süreci" öngörüyordu:
"Müzakereler 1998 içinde başlayacaktır. Sonucu garanti edilemez."
Emekli büyükelçi Cem Duna, 1991-1995 yılları arasında AB Daimi Temsilcimizdi.
Medyaya yansıyan havayı dün ona sordum.
İşte cevabı:
"Ben 17 Aralık'tan hiç korkmuyorum. Şimdiden sevinmek istiyorum ama müsaade etmiyorlar. Ona kızıyorum."
Doğum sancısı
Müzakere kültürü az gelişmiş toplumlar böyle dönemlerde hep sancı çekerler
Haberin Devamı

