Doğum sancısı

Ankara Babil Kulesi'ni andırıyor.. Gelenler, gidenler, toplantılar, kararlar, doğum sancılarının alâmetleri.. Bu hareket, özgüvenden yoksun çevrelerde kuşatılmışlık duygusu yaratıyor.

Haberin Devamı

Ankara Babil Kulesi'ni andırıyor.. Gelenler, gidenler, toplantılar, kararlar, doğum sancılarının alâmetleri..

Bu hareket, özgüvenden yoksun çevrelerde kuşatılmışlık duygusu yaratıyor. Türkiye'nin gücüne inananlar ise tarihin hayırla anacağı büyük bir değişimin eşiğine gelmenin heyecanını yaşıyor.

Önümüzdeki bir haftada, büyük düşünenlerin karar alma cesaretleri engellenmezse iki yüz yıllık Batılılaşma koşusu hedefe iyice yaklaşacaktır.

Özgür ve zengin geleceğimizin AB'de olduğunu, geleneksel Batı yanlısı güçlerden daha çok bugün AKP iktidarı görüyor. Acı bir gülümseme yaratsa da şanstır bu..

ODTÜ Uluslararası ilişkiler Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. İhsan Dağı'nın Radikal'den Neşe Düzel'e dediği gibi "çağımızda dış politika aynı zamanda içi şekillendiren, yeniden kuran, denetleyen bir aygıt.."

"Nitekim AB'nin Türkiye'yi adaylığa kabul ettiği 1999 Helsinki Zirvesi'nden bu yana ilk defa dış politika yoluyla içerinin nasıl dizayn edildiğini, AB'nin Türkiye'yi demokratikleşmeye, hukuk devletini kurmaya zorlandığını görüyoruz."

Büyük kapılar..
Türkiye, Kopenhag'tan bir tarih almayı hak etmiştir. AKP iktidarının çabaları yeterli olur mu bilinmez ama övgüye değerdir.

Almanya'nın resmen itiraf etmediği önemli bir muhalefet gerekçesi var ve bunu geçen hafta itibarlı Die Welt gazetesi açıkladı:

"Türkiye'nin üye olması AB'ye her yıl 20 milyar Euro'ya mal olacak. Ve bu paranın her yıl 5 ilâ 9 milyar Euro'luk bölümünü Almanya ödeyecek.."

Bu haber, AB üyesi olmakla Türkiye'nin devasa dönüşümler için ne kadar büyük imkân kapıları açacağını gösteriyor.

Türkiye, Kopenhag Zirvesi'nden önce AB uyum paketini meclisten geçirerek güçlü bir mesaj vermeli, Kıbns yüzünden Türkiye'yi ve Kıbrıs Türklerini AB dışına itecek bir vebali asla göze almamalıdır.

Savaşa karşı
Irak da çok önemli..

Türkiye'nin AB üyeliği için olağanüstü çaba harcayan Amerika, Irak'a askeri harekât gereği doğduğu takdirde bizden üs ve asker desteği istiyor.

Ankara, bu talebe AB desteği için değil, savaşsız bir çözümü bu şekilde kolaylaştıracağını bilerek "evet" demek zorundadır.

Saddam, BM denetçilerinin belirlediği kitle imha silâhlarını ve üretim tesislerini tasfiye etmediği takdirde savaş olacaktır. Bu silâhlar Amerika'dan önce Türkiye'ye tehdittir.

Türkiye'nin ABD'nin yanında yer alacağını şimdiden açıklaması, Saddam'in BM kararlarına uyması konusunda ek bir etki yapacağı için sorunun savaşa gerek kalmadan çözümüne yardımcı olur.

Kürt devleti kurulsun istemiyoruz. Irak'ın toprak bütünlüğü bozulsun istemiyoruz.

Barış isteyenler savaşa hazır olmak zorundadır.

Türkiye'nin AB üyeliği için vermek zorunda olduğu hayati kararlar var, doğru..

Ama bu kararlann hiçbiri ulusal çıkarlarımız adına bizden fedakârlık talep etmiyor.

Sadece basiret ve cesaret talep ediyor.

DİĞER YENİ YAZILAR