Hükümet YÖK Yasası ve imam hatipler konusundaki hedeflerini askıya aldı. Türkiye'nin AB'den müzakere tarihi almayı beklediği aralık zirvesine kadar gündem bu gerginlikten kurtulacak. Böylelikle ülke bütün güçlerini AB hedefine yoğunlaştırma imkânını elde edecek.
Karar, hükümet adına bir yenilgi veya ricat olarak görülmemelidir. Ortada, alkışa değer bir özveri vardır. İktidar partisi, ülke ve toplum yararına doğru bir öncelik tercihi yapmıştır.
Şu sorulabilir: Başbakan'ın dünkü grup konuşmasında Cumhurbaşkanı'nı ve sistemi hedef alan eleştirilerindeki köpürme ne anlam ve amaç taşıyor?
İçeriğine birçok noktada katılmak mümkün olmasa da Başbakan'ın üslubunu siyaseten anlamak mümkündür. Bu yasaya iktidar partisi yanlış bir zamanlama ile angaje olmuştu. Şimdi yanlıştan dönerken tabanına teslim olmadıkları yolunda bir mesaj vermek zorundaydı. Nitekim konuşmasında "vazgeçtik" dememiş, şimdilik ısrarlı olmayacaklarını söylemiştir.
Taktik hedef Sezer
Başbakan dün rejimi değil ama sistemi tartışacaklarını belirtirken bu bağlamda Cumhurbaşkanı Sezer'i hedef alacaklarının işaretini vermiştir:
"Parlamenter sisteme sahip çıkacağız. Mecliste demokratik çoğunluğumuzu sağlayan millettir. Bu meclisi tahkir etmek milleti tahkir etmektir. Kimse AKP'ye millet tarafından verilmiş çoğunluğu küçümsemesin.. Cumhurbaşkanımızı da bu meclis seçmiştir ve çoğunluk esasına göre seçmiştir.."
Cumhurbaşkanı Sezer, hak etmediği eleştiriler alıyor. Çünkü o anayasal yetkisini kullanmış, bu yasanın laikliğe ve laik öğretimi güvence altına alan Öğretim Birliği Yasası'na aykırı olduğunu öne sürmüştür.
Gerçek amacın, imam hatip liselerini yeniden çekici duruma getirerek bu okulların öğrenci sayısını arttırmak olduğunu söylemiştir.
YÖK Yasası'nın, din ağırlıklı eğitimden geçmiş bir toplum yaratma niyetinin hamlesi olduğunu bilmeyen var mı?
Bize zaman lâzım
Başbakan "Hiçbir makam hukukun üstünde değildir" diyerek aslında "çoğunluk egemendir" anlamındaki yanılgısını kendisi düzeltiyor.
Sistemi tartışacaklarını söylemesi gerilim riski doğurmaz. Çünkü Türkiye'nin AB ile müzakerelere başlamasından sonra rejimin güvenceleri artacak, yeni oluşacak şartlar, üniversite düzeni ve imam hatipler konusunda daha gerçekçi çözümleri kolaylaştıracaktır.
Din öğretimini seçmeli derslerle vererek imam hatip liselerini kapatma önerisi başka bir partiden değil, AKP'nin içinden ve daha bugünden gelebiliyor.
Hükümetin ısrardan vazgeçmesiyle kazanılan zaman sadece AB süreci için değil, bu sorunu çözecek uzlaşmalar için de fırsattır.
Doğru karar
Hükümet YÖK Yasası ve imam hatipler konusundaki hedeflerini askıya aldı. Türkiye'nin AB'den müzakere tarihi almayı beklediği aralık zirvesine kadar gündem bu gerginlikten kurtulacak. Böylelikle ülke bütün güçlerini AB hedefine yoğunlaştırma imkânını elde edecek
Haberin Devamı

