Eski devlet adamları ulusal servet sayılırlar; köşeye çekilmeleri israftır.
Demirel takdiri hak ediyor çünkü birikimini cömertçe değerlendiriyor.
Önceki gece üniversite gençleriyle beraberliğini naklen yayınlayan TV programı sayesinde milyonlarca vatandaşa doğru mesajlar iletti.
Siyasetçilerin her toplantıda muhatap olduğu türban sorusu ona da soruldu. Demirel türban yasağının yargı kararlarına dayandığını, dini ve siyasi simge özelliği taşımasından ileri geldiğini belirterek dolaylı desteğini şu ifadelerle açığa vurdu:
“Bırakın bağlayan bağlasın, açan açsın ama okulda bir süre sonra başı bağlı olan ‘ben inançlıyım, sen değilsin’ iddiasına dönüyor iş. Türkiye böyle bir ayrışmaya tahammül eder mi, etsin mi?”
Eski Cumhurbaşkanı, ders olacak bir diyalog aktardı.
Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu’na kızı sormuş: “Baba türban mı takayım, okula mı gideyim?”
Babası hiç düşünmeden “Oku... Çünkü Kuran-ı Kerim ‘oku’ diye başlıyor” cevabını vermiş.
Aynı soruya daha önceki Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz da muhatap olmuş ve o da kızına aynı yolu göstermiş.
Demirel’in konuşması bana 1995’te Marsilya Müftüsü olan Şuheyb Binşeyh’in aynı konudaki demecini hatırlattı. Binşeyh şöyle demişti:
“Din alimi kendine şu soruyu sormalı: Neden Tanrı kadını örtmek istedi? Cevap çok açık:
Kadının haysiyetini, kişiliğini erkeğe karşı korumak için. O dönemin aracı peçe idi. Bugün kadının haysiyetini, kişiliğini koruması için tek yol eğitim öğretim, yani okuldur.
Modern toplumda kadın için en iyi korunma, yüksek eğitimle elde edilen bilgilerdir.”
Din kutsal bir mirastır. Onu siyasete alet edenler, günaha girdiklerinden emin olabilirler!
Arınç da istiyor!
AKP “354 milletvekilim var, cumhurbaşkanını ben seçeceğim” diyor.
Buna kâğıt üstünde hakları var ama “demokratik meşruiyet” konusunda özürlü olacaklarını biliyorlar ve çok rahat değiller. Açık, demokratik bir seçim olmayacağı şimdiden belli.
Başbakan Erdoğan’ın adaylıktan vazgeçmesi ihtimali her zaman için hesaba katılmalıdır. Nereden mi belli?
Dün NTV’de Meclis Başkanı Arınç “şartlar elverirse” cumhurbaşkanı adayı olacağının işaretini vermiştir.
Bülent Arınç, siyasi ve toplumsal muhalefetin cumhurbaşkanlığı konusunda AKP’yi etkileme yöntemlerini eleştirirken şöyle dedi:
“Şunu söylemeleri gerekirdi; ‘Cumhurbaşkanlığı mutlak tarafsızlık gerektiren bir makamdır. Devletin birliğini temsil eder. Milleti kucaklayan bir kişilik olmalıdır. Geçmişte aktif politika içinde yıpranmış bir insan olmamalıdır...’ Bunun gibi mantıklı şeyler söylerlerse karşılığı bulunabilir.”
“Tayyip Bey’den daha iyisi karşınızda oturuyor” diyecekti belki de, utanmış!
Bülent Arınç için artık “pusuda bekliyor” diyemeyiz. Açıkça istiyor!

