Doğa öğretmen...

Haberin Devamı

Doğa öğretmenimiz, bizler de okuduğunu anlamayan, dinlediğini öğrenmeyen sorunlu öğrencileriz.

O nedenle de bizi, üstümüzde deney yaparak eğitmeye çalışıyor!

Bilim ve yaşadığımız tecrübeler depremde yorulan, hasar gören yapılara güvenmemek gerektiğini söylüyor.

Ama yaşlı Anadolu’nun evlâtlarından en çok duyduğu söz “Bize bir şey olmaz”dır.

Van’da Çarşamba gecesi yaşanan depremin boyundan büyük zararı ödemeye mecbur kaldığımız kaçıncı faturadır acaba?..

23 Ekim’deki 7.2 büyüklüğündeki sarsıntıdan sağ çıkmış ikisi otel 25 bina önceki gece yerle bir oldu.

Binaların 22’sinde insan bulunmaması kentte hâlâ kurtarma ekiplerinin olması şanstı. Öyle olmasa daha ağır kayıplar verilebilirdi.

Yaşadığımız olay “yeni bir deprem felâketi” değil, geçmiş felâketten ders almayı bilmeyen bir kafanın davet ettiği,

bir yerde hak ettiği cezadır!

Asıl çatlak kafada!

Van’da, Erciş’te yıkılmak için sebep değil bahane arayan kimbilir kaç yüz bina bulunuyor?

İstanbul’da bile Marmara depreminde kırılmış, on yılda iyice yorgun düşmüş kim bilir kaç bin yapı, bıçak sırtında küçük bir sarsıntı bekliyor, biliyor muyuz?

Van’daki tecrübe bırakın İstanbul’daki eski yapıları, Van’da, Erciş’te ayakta nasıl durduğu bilinmeyen binaları esaslı bir denetimden geçirmenin mecburiyetini önce sahiplerine, sonra kent yöneticilerine duyuracak mıdır?

Van’da yıkılan 25 yapıdan konut olan 22’sinin büyük depremin ardından boşaltılmış olması ilerleme sayılmalı.

Buradaki büyük şanssızlık, hasar tesbiti için teknik yardım talep eden iki otelden birine “oturulabilir” raporu verilmesi, ötekinin de makyaj gibi özel bir malzeme ile kaplanmış olduğu için incelenememiş olmasıdır.

Bu binalarda çatlakların kapatılıp üstleri boyandıktan sonra boyanın da özel çaba ile eskitilmiş olduğuna dair bulgular bildiriliyor.

Yapıdaki çatlağın çaresi bulunabilir, ama çatlak kafadaysa ona çare yok!

Deprem nedeniyle kent misafir akınına uğramış, otel yatağı altın değerine çıkmış, otelci elbet bu fırsatı değerlendirmek ister.

Ama insanları tehlikeli tamahkârlıkların doğuracağı vebalden korumak kamu yöneticilerinin görevi değil mi?

Böyle risk alınmaz

Hastane, okul, yurt ve otel enkazları altında can verenlere “kaza kurbanı” denemez, onlar cinayete uğramış, öldürülmüş insanlardır!

Dün Van’da Çevre ve Şehircilik Bakanı Bayraktar ile Van Valisi Karaloğlu’na atfedilen “Deprem bitti; yıkılmayan evlere girebilirsiniz“ sözü, polisin sert müdahalesine sebep olan bir gösterinin gerekçesiydi.

Bu durumu, halkı kışkırtmaya çalışan bölücü grupların fırsatçılığı olarak değerlendirenler de çıktı.

Ama şunu da bilmek lâzım:

Eğer yanlış bir şey söylüyor, hatalı yönlendirme yapıyorsanız, o bölgede bu açığınızı kullananlar mutlaka çıkacaktır.

Bakan ve vali “Büyük depremin olduğu yerde bir daha büyük deprem olmaz” diyerek insanları çatlak, kırık, yorgun evlerine dönmeye hangi düşünce ile özendirmiş olabilirler?

İki ihtimal var:

Biri bilgisizlik, basiretsizlik, öteki ise ilk günlerin çadır baskısını hafifletme kurnazlığı.. Yani “evlerine girsinler, çadır talebi azalsın”..

Hangisi doğru, farketmez; ikisi de taşıdıkları sorumluluklardan aflarını istemelerine yeter de artar sebeptir!

DİĞER YENİ YAZILAR