Dış müdahale!

Türk Silâhlı Kuvvetleri, Avrupa Birliği’ndeki ordulardan farklı. Bu, ortak tespittir. Ama Genelkurmay Başkanı Büyükanıt ve AB Komisyonu Türkiye Temsilcisi Kretschmer bu tespitte birleştikten hemen sonra ayrılıyorlar

Haberin Devamı

Türk Silâhlı Kuvvetleri, Avrupa Birliği’ndeki ordulardan farklı.

Bu, ortak tespittir. Ama Genelkurmay Başkanı Büyükanıt ve AB Komisyonu Türkiye Temsilcisi Kretschmer bu tespitte birleştikten hemen sonra ayrılıyorlar.

Kretschmer, Türkiye AB’ye girecekse bu farklılığın savunulamayacağını söylüyor. Orgeneral Büyükanıt ise bu farklılığın gerekliliğini savunuyor.

Teorik tartışmaları bırakıp samimiyetle çözüme yürümek gerekiyor. Yoksa yabancı burunları her meselemizin içinde göreceğiz!

Türkiye demokrasi ile yönetilen tek Müslüman ülkedir ama bu ayrıcalığı nasıl kazanmış ve korumuştur?

Laik rejime son vermeye yönelik hevesler “kanlı mı olacak, kansız mı” diye soracak cürete ulaşmışken nasıl bastırılıp demokrasi kurtarılmıştır?

Tarih tekrarlanmamalı.

İktidar da farklı...
Türkiye, dinin tabiatından, İslâmi ideolojinin etkilediği coğrafyasından ve iyi eğitilmemiş nüfusundan üreyen zaaflar nedeniyle tehlikeye açıktır.

Bu hassasiyetleri oy uğruna sömüren siyasetçiler tehlikeyi artırmaktadır.

Askerin rolünü AB normlarına indirmek istiyorsak, tehlike üreten bu sebeplere karşı toplumu ve rejimi güçlendirmek zorundayız.

Bunu siyasi iktidar yapacak.

Benzer bir tehlike Avrupa Birliği ülkelerinde olmaz ya, olsa hükümet derhal önlemi alırdı. Ama bizde almıyor.

Almadığı gibi Milli Güvenlik Belgesi’nde varlığını kabul ettiği irtica tehdidini Cumhurbaşkanı ve komutanlar gündeme getirdiğinde inkâr ediyor.

Doğrudur; Türk Silâhlı Kuvvetleri Avrupa Birliği’ndeki ordulardan farklı. Ama neden?

Çünkü siyasi iktidar da Avrupa Birliği’ndeki hükümetlerden farklı!

Amerikan gözlüğü
Dün CHP lideri Baykal, askerlerin irtica uyarılarını haklı ve doğru bulduğunu anlatırken anımsatıyordu:

Meclis Başkanı Arınç “laikliği tartışmalıyız” diye bir konuşma yapmış, Başbakan da birkaç gün sonra Arınç’a katıldığını, ancak “acele etmemek gerektiğini” söylemişti.

İnsafla söyleyin; demokrasiye inanmış hangi vatansever, bu zihniyetin bir temsilcisi devletin başına geçsin ister?

Amerika’nın Ankara Büyükelçisi Ross Wilson dün bu tartışmaya beklenmedik bir müdahalede bulundu. Washington’da Türk gazetecilere “Ufukta Türkiye’nin güçlü, istikrarlı, laik demokrasisinin geleceğinden endişelenmeme yol açacak acil hiçbir şey görmüyorum” dedi.

Bu sözler hariçten gazeldir. Amerikan menfaatlerinin çerçevelediği bir gözlüğün tespitidir.

Büyükelçi’nin yorumu, Cumhurbaşkanı ile Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının kaygı ve uyarılarını hükümsüz kılamaz ve kılmamalıdır. Aklın yolu birdir:

İktidar, irtica ile ilgili kaygıların haklılığını inkâr ederek huzuru sağlayamaz ve güvenli bir seçim ortamını da hazırlayamaz.

DİĞER YENİ YAZILAR