Dış güçler mi?

Haberin Devamı

Yolsuzluk, hele tanık olduğumuz son yolsuzluk rezaleti örtülemez. Unutturulamaz..

İktidar üç günden beri bunu mu yapmaya çalışıyor?
Parti ve hükümet sözcülerinin yakınması, her zamanki gibi mağduriyet üretiyor. Halk onlara kızacak yerde acısın istiyorlar:

“Böylesine büyük çapta, ekonomik boyutu olan bir operasyon yapılıyor. Ülkenin Başbakanı, İçişleri Bakanı bunu TV’den öğreniyor!”

Buna üzülmek mi lâzım?

Kabinenin dört bakanı ile 20’li yaşlardaki oğulları, tarihin en büyük kanunsuzluğuna bulaşmakla suçlanıyor, bununla ilgili kanıtlar, yerlere saçılmış milyonlarca dolar ortada dururken güvenlik güçlerine ihmal suçu yüklemek kime, neye yarar?

“Baba”lar haberdar edilseydi bu kirli dosya çoktan toz edilirdi tahmini yürütenler haklı çıkmaz mıydı?
Yolsuzluğu kanıtlarıyla ortaya çıkaran çaba amacına ulaşır mıydı?

Yoksa dosya hasıraltı edilir, böyle büyük bir rezaletten kimsenin haberi olmaz, soygun çarkları daha büyük vurgunlar için dönmeye devam mı ederdi?

Açıklanması sıkıntı veren olay ve ilişkiler hakkında soruya muhatap oldukları zaman bizim siyasetçiler ya “takdiri ilâhi” derler veya “dış güçler” parmağı vehmederler.
ABD’nin Ankara’daki Büyükelçisi Ricciardone sözünü sakınmayan bir diplomattır.

CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun ziyareti sırasında bu şüpheyi hatırlatan gazetecilere yine açıkça konuşmuş:

“Dış güçler deniyor. Biz öyle düşünmüyoruz. Şaşkınlıkla izliyoruz. Nereye uzanacağını merak ediyoruz!”

Gerçekten de Türkiye, bir “aile şirketi”ymiş gibi yönetiliyor.

Devletin yasaları ve gelenekleri vardır. Demokrasi isek normları vardır.

Şeffaflık ve açıklık başta gelir.

Olay patlak verdiği andan bu yana başrol oyuncularının neredeyse tümü sırra kadem basmış sanki.
Hey Ankara!.. Orada kimse yok mu?

Çöplükte ekmek toplayan anneler

İktidar, ana muhalefet partisi liderinden yana şanslı...
Çünkü Kılıçdaroğlu, sisteme zarar vermeden, iktidarı hukukun içinde tutmayı başarıyor.

Başbakan asabi mizaca sahip. Kılıçdaroğlu sakin ve sabırlı kişiliği ile zirvedeki tansiyonu dengeliyor.

Ama bu özelliği, son rüşvet rezaletinin hesabını sormaktan onu menetmemelidir.

Aslında geç bile kalınmıştır.

İtham altındaki bir bakan nasıl emniyet müdürü tayini yapar?
CHP yolsuzluklar konusunda sesini biraz daha yükseltmeli.
Sistemin tüm denetim kurumları darbelendi: Medya yok gibi, yargı kontrol altında, Sayıştay iğdiş edildi, meslek odaları hükümete bağlandı.

Kala kala bir muhalefet kaldı.

CHP’ye gayret, AKP’ye demokrasi ahlâkı ve sabır dilerim.

DİĞER YENİ YAZILAR