Dış destek!

Haberin Devamı

AKP iktidarı türban konusunda yetersiz kaldığı şüphesine kapılarak dış destek almaya mı başladı?
Bir iki gün içinde öğreniriz.
Dün Ankara’da toplanan Uluslararası Yerel Yönetimler Kadın Şurası’nda Yunanistan’ın endamlı, alımlı, sempatik kadın Dışişleri Bakanı Bakoyanni, İslâm dini ve türban hakkında ev sahibi AKP’yi memnun edecek sözler söyledi.
Meselâ -kimden öğrendiyse artık- İslâm dininin kadınla erkeğe eşit davrandığını savundu.
“Türbanı yasaklayarak laiklik korunmaz” dedi. (Herhalde Yunanistan türban yasağına rağmen şeriat tehdidini önleyemiyor!)
Mesaj iyi anlaşılsın diye çevirip bir de şöyle ifade etti:
“Türban laikliği tehdit etmez!”
Ama bu son cümleyi ya kaçırdığı veya Yunanlı bakanın çizmeyi aştığını düşündüğü için tercüman Türkçe’ye çevirmedi.
Bakoyanni’nin görüşleri türban tartışmasını etkiler mi tahmin etmek zor ama şurası bir gerçek ki Yunanlı bakan ev sahibine şirin görünmek uğruna misafirlik hakkını kötüye kullanmıştır.
Türban için söylediği sözler Türk yüksek mahkemelerinin ve AİHM’nin bu konuda verdiği kararlara terstir.
Türkiye’nin egemenlik haklarına tecavüzdür. Ayrıca...
Ortodoks Hristiyan bir komşu ülke bakanının Türkiye’deki siyasal İslâmcı politikaları desteklemekte sınırları neden bu kadar zorlağını meraka değer bulmaz mısınız?
Yukarıda işaret ettiğim gibi birkaç gün beklemek lâzım.
Leylâ Şahin kararı üzerine AİHM’ni “ulemaya sormadıkları için” paylayan Başbakan Erdoğan, ev sahibi olarak nezaketen sussa bile...
Danıştay’ın din kültürü ve ahlâk bilgisi dersleriyle ilgili kararını oluştururken “Bize sormadılar” diye tepki gösteren Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, mutlaka Yunanlı bakan Bakoyanni’ye de tepki gösterecektir!

*****


Yanlış hesap

Başbakan hesap mı bilmiyor, dikkatimizi ölçmek için tuzak mı kuruyor?
Geçen gün “Nüfusun azalmasını istemiyorsanız bir ailenin en az üç çocuğu olmalı” dedi.
Evli bir çift arkalarında iki çocuk bırakmışsa ülkenin nüfusu azalmaz. Üç çocukları olursa çoğalırız.
Çoğalmak kötü değildir.
Kötü olan istenmeyen çocuklardır. Araştırmalar üçüncüden sonraki çocukların her defasında daha sevgisiz ortamlarda doğduklarını gösteriyor.
Büyük sorunumuz budur.
Halkımıza çoğalmadan sevişmeyi öğretemedik. O yüzden sevişmeden çoğalıyor, kıt kaynaklarımızı istemeden dünyaya getirdiğimiz yığınla çocuğa bölüştürdüğümüz için onlara meslek, iş, refah veremiyoruz.
Kaç millet çocuğuna Dursun, İmdat, Yeter, Soner, Songül gibi isimler verir?
Başbakan yanlışta ısrarlı. Kalite sayıdan önemlidir.
Plansız çoğalma yoksulluk ve umutsuzluk tarlaları yaratır.
İrtica da, bölücülük de taraftarlarını bu tarlalardan toplar.
Unutmayalım!

DİĞER YENİ YAZILAR