Başbakan, din üstünden mesaj verme alışkanlığını bir türlü terk etmiyor.
Bu siyaset yönteminin sebep olduğu eleştirilere canı çok sıkılıyor ama yine de vazgeçemiyor.
Geçen cuma günü kuş gribi konusunda medyaya açıklama yaparken halkın doğru bilgilendirilmesinin ve aydınlatılmasının temel sorun olduğunu belirtmiş, halka ulaşmak için üç kanaldan yararlanacaklarını söylemişti.
Birincisi medya yayınlan, ikincisi okuldaki eğitim, üçüncüsü de camilerde cuma hutbeleri...
Başbakan'ın cuma hutbeleriyle ilgili sözleri, yorum sütunlarında eleştiri ve nükte konusu oldu. Tayyip Erdoğan da Basın Merkezi'ne düşük yoğunlukta ateş püsküren bir açıklama yayınlattı.
Neymiş; Başbakan o demecinde "medya desteğine duyulan şiddetli ihtiyaçtan hiç söz etmemiş gibi, okullarda yürütülecek bilinçlendirme faaliyetinin önemini hiç vurgulamamış gibi" konu sadece cuma hutbeleri meselesine indirgenmiş...
Bu tutum "maksatlı bir çarpıtma örneği" imiş ve meslek ahlâkı açısından da düşündürücü imiş!
Bu çağda bu araç
Basın Merkezi'ndeki uzmanlar sadece Başbakan'ın emirlerini yerine getirmekle kalmamalı, haberciliğin püf noktalan konusunda Başbakan'a danışmanlık da yapmalı.
Meselâ ulusal güvenliği tehdit eden bir hastalık için topluma medya ve okullar yanında "cuma hutbeleri" ile de ulaşacağını söyleyen bir siyasi lider eleştirilmeyi, iğnelenmeyi göze almalıdır.
Bu çağda kabilesine tamtamla mesaj gönderen bir Afrikalı reis veya dumanla haberleşen bir Kızılderili şefi ne kadar ciddiye alınabilirse salgın tehdidi gibi acil bir durum için cumadan cumaya kullanılan bir imkânı üçüncü sıraya koyan bir başbakan da eleştirilmeye hazır olmak zorundadır.
Cuma hutbeleri topluma yönelik bazı mesajların algılanmasına derinlik kazandırmak için yararlı olabilir, devlet, Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla bu imkândan yararlanabilir.
Ama Başbakan bu olayda bir "teferruat alet" i medya ve okuldan sonra üçüncü sıraya koyarak siyasi yatırım amaçlı bir tercih yapmıştır.
Oy deposuna selâm
Tercihinde, tutumunda, oy deposu niteliğindeki cami cemaatlerini etkileme gücü yüksek olan imamlara üstü örtülü olarak şu mesaj yansımaktadır:
"Size önem veriyorum ve iktidar gücümü sizinle paylaşıyorum."
Pek çok fırsata siyasi yatırım amaçlı dini mesajlar için kullanan Başbakan Erdoğan, düne kadar türban ve imam hatipler konularında yaptıklarını şimdi kuş gribi gibi bir felâket tehdidi altında bile tekrarlamaktan kaçınmıyorsa yanlışı medyada değil kendisinde aramalıdır.
Dün akıl danışmaları için AİHM'ye ulemaları adres gösteriyordu.
Bugün hutbe diyor.
Tarihe karışmış bir dönemin kurumlarını güncelleştirmeye çalışmak marifetse, uyanık olup eleştiri koymak daha gerekli bir marifettir!
Dinle oynamak
Başbakan, din üstünden mesaj verme alışkanlığını bir türlü terk etmiyor. Bu siyaset yönteminin sebep olduğu eleştirilere canı çok sıkılıyor ama yine de vazgeçemiyor...
Haberin Devamı

