Din sömürüsü yapanlar “Az tamah çok ziyan getirir” sözünü unutmasınlar.
Çünkü yarattığı toplumsal sel felâketleri, bu sömürüden nemalanan siyasi iktidarları da önüne katıp süpürüyor.
Böyle siyasetçiler Doktor Frankeştayn gibi kendi yarattıkları canavarın kurbanı oluyorlar. Hepsi bu canavarı kontrol edebileceklerini zannediyorlar ama hiçbiri başaramıyor.
Üniversitede türban sorununu çözmek isteyen iktidarın yürüttüğü siyaset, maceralı bir sona doğru yol aldığımızı daha şimdiden gösteriyor.
AKP önceleri türban yasağını yeni Anayasa ile aşmayı düşündü. Zorluğu fark edilince yol haritası değiştirildi:
Buna göre mahkeme kararlarını yok sayan bir yönetim anlayışı ile yasak sahipsiz bırakılacak ve zaman içinde unutturulması sağlanacak...
Bu mantıkla seçilen yeni YÖK Başkanı daha ilk gün rektörlere türbanı yasaklayan Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarını görmemelerini ve bu şekilde “bir sürü insanı rahat ettirmeleri”ni önerdi.
Peki bu öğüt sadece üniversite için mi geçerli olacak?
Eğitimde her türlü yasağın kalkmasından yana olduklarını savunan AKP Genel Başkanı Yardımcısı Prof. Nükhet H. Göksel “Eğitim derken sadece yüksek öğretimi mi kastediyorsunuz, yoksa ilk ve orta öğretim de kapsama giriyor mu?” sorusuna şu cevabı verdi: “Tabii ki yüksek öğretim öncelikle...”
Oysa daha önce hedefin sadece üniversitelerdeki yasak olduğu söylenmişti. Şimdi anlaşılıyor ki niyet başka:
Önce üniversiteler, ardından ilk ve orta öğretim okulları...
Peki siyasal İslâm’ın sabrı, iktidarın önceliklere dayalı eylem planına saygı göstermeye imkân tanıyor mu?
Kontrolden çıkmış gibi..
İstismar sabırsızdır. Nitekim olumsuz örnekler hızla artıyor.
İstanbul’un Gaziosmanpaşa semtindeki bir kolejde neredeyse tüm kız öğrencilerin türban taktıklarını gösteren fotoğraflar bu duruma izin veren yöneticilerin değil resmi çeken öğrencinin başını derde soktu.
Bağcılar’da bir ilköğretim okuluna türban takarak giden öğretmenler var. Onlara da bir şey olmadı ama resimlerini çeken edebiyat öğretmeni maaş kesme ve sürgün ile cezalandırıldı.
Bitmedi... İşte medyanın “harembüs” adını taktığı bir hizmet: Belediye imam hatip lisesinin kız öğrencileri için servis otobüsü tahsis ediyor...
İşte Adana’da Cuma namazı için lise öğrencileri servis aracı ile mescide taşınıyor... Daha kim bilir böyle nerelerde kaç örnek var?
Belli ki iktidarın yarattığı algı, çapsız idarecileri bu şekilde göze girecekleri yolunda düşüncelere sevkediyor.
Zincirleme etki çok yakında bu olayları iktidarın istese bile baş edemeyeceği bir yaygınlığa götürebilir.
Laik rejimi savunan mahkeme kararlarını dolanma amaçlı kurnazlıklar geriye tepen silâh gibidir.
Türkiye, çağdaşlık rotasından kendisini saptıracak hileler karşısında yıllardır savunmasız kaldı. Kalmasın artık.
Güvenli ve onurlu bir gelecek, cesaret ve özveri sahibi toplumların ödülüdür. 2008 dileriz bu ödülü hak ettiğimiz yıl olur.
Dinle oynama!
Haberin Devamı

