Dink ve 19 Mayıs

Haberin Devamı

Uzun bir aradan sonra Ankara’da halkın karşısına çıkan Başbakan Erdoğan’ın eski formunu yakaladığı görülüyor.

Yine iddialı, eleştiri almayı sevmeyen, muhalefeti küçümseyen, medyaya tehditkâr ve genel olarak devlet gücünden destekli korkutuculuğunu sözünde ve sesinde açığa vurmaktan sakınmayan haliyle bildiğimiz alıştığımız Recep Tayyip Erdoğan...

Başbakan, mahkemenin Hrant Dink kararı etrafında kopan kıyamette AKP iktidarına haksızlık yapıldığını düşünüyor.

Belli ki bu davaya medyanın gösterdiği hassasiyetten memnun değildir.

Dün Ankara’da şöyle dedi:

“Kimse sanki yargılamayı hükümet yapıyor gibi faturayı hükümete kesme gayretine girmemeli. Dink davasında dosya kapanmamıştır. Temyiz aşamasında umuyorum ki yargı şüpheleri giderecek adımları atacaktır.”

Başbakan, özel yetkili mahkemelerin sebep olduğu ve olacağı “adalet acıları”nın vebalini taşımaya itiraz edemez.

Önceki gün İzmir Barosu, özel yetkili mahkemelerin kanuni dayanağının bulunmadığını ve “hükümete bağlı” çalıştığını öne süren bir açıklama yayınladı.

Anayasamızın ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “kanunla kurulma” şartına rağmen bu mahkemelerin hükümet etkisinde olan HSYK’nın kararı ile kurulduğunu öne sürerek ağır ihlâl suçu işlendiğini savundu.

Başbakan’ın borcu oldu

Dink’le ilgili mahkeme kararının medyada yarattığı eleştirel fırtına, adaletsizliği teşhir ederek adalete yardımcı olmuştur. Bundan dolayı Başbakan medyaya teşekkür etmeli.

Katillerin 32 saatte yakalandığını söylüyor ama rahatsızlık başka nedene dayanıyor.

Tetikçilerin arkasında kimler var; herkes onları istiyor. Adaletin gidip o çoğunun adresi belli kişileri karanlıktan çekip aydınlığa çıkarmasını istiyor.

Medya sayesinde, yargıdan beklenenler ortaya dökülmüş, kamuoyunda yankı bulmuştur. Başbakan bu sebeple davaya müdahil olmaya mecbur kalmıştır.

Dün “Dink suikastı Ankara’nın dehlizlerinde kaybolmaz” dedi.

Bu söz bir tahmin sayılamaz; Başbakan söylemiştir, o nedenle senet muamelesi görecek, taahhüt yerine geçecektir.

Medyanın olayı sahiplenmesi, hayırlı bir geleceğin kapısını açmıştır.

AKP’nin vatan sevgisi

Başbakan’ın üstünde durduğu bir mesele de 19 Mayıs’ın statlarda kutlanmasına son veren yönetmeliğe gösterilen tepkilerdi.

Erdoğan “Ağız dolusu hakaretlerle yükleniyorlar. Kusura bakmasınlar; 19 Mayıs’la veya milli bayramlarla ilgili yönergeyi bizden önceki yönetimler yapmışlar. Biz sadece aslına uygun şekilde uygulanması için harekete geçtik” diye konuştu.

Muhalefeti “Vatan sevgisini sizden öğrenecek değiliz” diye payladı ama görüldüğü gibi yeni kutlama düzenine sahip çıkmak kendisinin de içinden gelmedi.

Bir kusur varsa onu önceki yönetimlerde aramak gerektiğini söylemesi, yeni yönetmeliğin savunulur yanı olmadığının itirafı değil midir?

Ulusal bayramlar kıvançların paylaşıldığı milletin ortak değerler etrafında buluşup kaynaştığı onur günleridir.

Ortak değerlerimizi zayıflatmaya değil çoğaltıp güçlendirmeye muhtaç olduğumuz bir dönemden geçiyoruz.

AKP iktidarı geçmiş yönetimlerin kötü mirasının üstüne atlayacak yerde “vatan sevgisi”ni kendisi nasıl öğretmek istiyor, onu söylesin.

Yaratıcılığını göstersin!

DİĞER YENİ YAZILAR